Siteyi kendime münhasır kullandığım için kitap incelemelerimde o şekilde oluyor :) İnsanlar için değilde kendim için yazıyorum daha çok. Çünkü dönüp baktığımda o kitabı okuduğumda ne hissettiğimi hatırlamak istiyorum ve bunu benden daha iyi kimse hatırlatamaz.
Saç Örgüsüne geldiğimizde, günlerimin hızlı aktığı bir zamanda elime aldığım ve biraz elimde sürünen bir kitap oldu ama son iki günde kitabın içerisine daldığımda asla bırakamadım. Bırakıp işime döndüğümde bile hep bir sonra ki sayfayı düşündüm.
Kadınların farklı farklı coğrafyalarda yaşadıkları birbirinden çok farklı ama birbirininde aslında aynısı olan zorlukları ele alan bir kitap. Üç farklı kadın birbirinden bağımsız üç farklı mücadele… Hangisinin üzerinde daha çok dursam diğerine haksızlık olur. Hakların bizler için gümüş tepside sunulan şeyler olmadığını, her seferinde aramamız gerektiğini kitap bütün realistliğiyle önümüze koyuyor. Üç farklı kadını birleştiren ‘’Kadın bunun Hintlilere ait bir saç olduğunu iletti. İtalya’da, daha doğrusu Sicilya’da işlem görmüş; renkleri açılıp tekrar boyandıktan sonra küçük bir atölyede teker teker bir tüle tutturulmuştu. Saç, örgü tekniğiyle
tutturulmuştu.’’ alıntısında okuduğumda kitaba bir süre baktım ve yüzümde belirsiz bir gülümseme oluştu. Evet kadınlar mücadele ediyor farklı farklı mücadeleler ve biz hiç haberimiz olmasa bile birbirimizin destekcisiyiz. Vazgeçmediğimiz en her şey diğer kadınımıza umut ışığı oluyor.
Hindistanlı Smita, Sicilyalı Giulia, Kanadalı Sarah… Benim kahraman üç güzel kadınım. Sizi seviyorum. Mücadelenizi destekliyorum. İyi ki hiç vazgeçmediniz.
Seven, doğuran, ümit eden,
Binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan,
Eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara.
Onların savaşını biliyorum,
Gözyaşlarını ve sevinçlerini paylaşıyorum,
Her biri biraz ben.