Hem sonra, gerçekten mutsuz olabilir mi bir insan? Ah, mutlu olmaya gücüm varsa, hüzün ve felaketin ne anlamı olabilir? Biliyor musunuz, bir ağacın yanından geçeceksiniz, onu göreceksiniz ve mutlu olmayacaksınız ha, işte bunu aklım almaz! Sevdiğiniz bir insanla konuşacaksınız ve mutlu olmayacaksınız! Ah, anlatamıyorum... Kötü durumda bir insanın bile adım başı göreceği öylesine çok güzel şey varken mi mutlu olamayacaksınız? Bir çocuğa bakın, güneşin doğuşuna bakın, bir otun boy atışına bakın, sizi seven insanların gözlerinizin içine bakışına bakın.
Ne var ki hizmet eden insanlarımız pratik olmaktan son derece uzaktır; hatta öyle bir hale geldik ki, soyut düşünme yeteneğinin ve pratik zekânın eksikliği memurlar arasında son zamanlarda en üst düzeyde erdem ve üstün özellik olarak görülmeye başlamıştır.
Biliyor musun, bir kadın bir erkeğe en acımasız, en akıl almaz zulümleri ve eziyetleri yapsa da hiçbir üzüntü ve pişmanlık duymaz yine. Çünkü, "onu şimdi çok üzüyorum ama sonra aşkımı verir, gönlünü alırım" diye düşünür her seferinde.
Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir...
birinci ihtimalde sen bir insansın. ikincisindeyse bir papağandan hiç farkın yoktur.
sen kimsin?
insan mı?... papağan mı?"
Delinse yer, çökse gök; yansa, kül olsa dört yan Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yilmayan, Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz..