İçimizde kendimize bile belli etmemeye çalıştığımız parçalanmalarla yaşıyoruz. Derinlerimizde kederler,
öfkeler, küskünlükler ve hayal kırıklıklarıyla, yani birbirinitakip eden farklı ölçekli infilaklarla yaşıyoruz..
İçimiz başka bir yere ait, dışımız başka bir yere...
İçimiz bir yere bakıyor, dışımız başka bir yere... Yaşana-
bilir mi böyle? Yaşanıyor işte, nefes alınıp verilebiliyor,
hayatiyet bir şekilde sürdürülebiliyor. Ama içten içe çözülüp gidiyor insan, metruk bir evin duvarları gibi irili ufaklı parçalar hâlinde dökülüp duruyor..