Orhan Pamuk~Veba Geceleri:
İsmini ve ülkemizi uluslararası edebiyat dünyasında duyurmuş değerli yazarımız Orhan Pamuk'tan okuduğum ilk kitaptı. Kendisi ile ilgili güncel paylaşımları ve söyleşileri sosyal medya üzerinden sıklıkla takip eden birisi olarak en yakın zamanda Orhan Pamuk okumak gerçeklestirmeyi çok istediğim hedeflerimden biriydi.
Mart ayında biz okurlarla buluşan Veba Geceleri sayesinde bu hedefimi gerçekleştirme imkanım oldu. İyi ki de olmuş.
Kitap hakkındaki düşüncelerimden önce kitabın konusu hakkında gayet basit bir özet niteliği taşıyan arka kapak yazısını buraya aktarmak istiyorum.
Orhan Pamuk’un üzerinde 5 yıldır çalıştığı Veba Geceleri, 1901 yılında 3. Veba Pandemisi döneminde Osmanlı’nın 29. Vilayeti Minger adasında geçiyor. Hem sürükleyici bir siyaset ve aşk romanı hem de Pamuk’un salgın, karantina, devlet ve birey konularını bir masal havasıyla tartıştığı bu tarihi roman, konusuyla yaşadığımız günlere de ışık düşürüyor.
1901 baharında Osmanlı İmparatorluğu’nun 29. vilayeti Minger Adası’nda veba salgını baş gösterince Sultan Abdülhamit önce Sağlık Başmüfettişi kimyager Bonkowski Paşa’yı, onun arkasından da genç ve başarılı Doktor Nuri’yi salgını durdurması için adaya gönderir. Padişah kısa bir süre önce genç doktoru, sarayda hapis hayatı yaşattığı ağabeyi önceki padişah V. Murat’ın kızı Pakize Sultan ile evlendirmiştir ve Pakize Sultan da bu yolculukta kocasına eşlik etmektedir. Adada ise genç ve milliyetçi Osmanlı subayı Kolağası Kâmil, onun âşık olduğu adalı Zeynep ve her şeye yetişmeye çalışan Vali Sami Paşa ile güzel sevgilisi Marika vardır. Karantina yasaklarına itaat edilmesi için çaba harcayan bu insanların vebayla, adadaki geleneklerle ve sonunda birbirleriyle ve ölüm tehditleriyle savaşının ve yaşadıkları aşkların hikâyesidir Veba