Gözlerinde bulduğum o gökyüzü,
Meğer bir fırtınanın sessiz yüzüymüş.
Söylediğin her yalanın acı izi,
Yüreğime kazınan son sözmüş.
Duvarlara fısıldadım adını gece boyunca,
Sandım ki bu sevda ömürlük bir bağ.
Oysa sen gittin, sessizlik dokununca,
Arkamda bıraktığın koca bir enkaz, bir dağ.
Her şey bir rüya gibi başlamıştı oysa;
Dokunuşun nefes, gülüşün hayattı.
Şimdi hangi dilde adını ansam,
İçimde bir yerler kan ağlardı.
"Bir varmış, bir yokmuş" diye başlar ya hani...
Bizimki de o hesap, bitti nihayet.
Geç anladım kalbimi acıtan gerçeği:
Senin aşkın masalmış, bana kalan sefalet.
İlk perde; gözlerindeki o yalancı bahar.
Son perde; elinde kalan bir avuç sonbahar.
Şimdi kapattım o masal kitabını, sayfalar sarı,
Ne sen o prens falanmışsın, ne ben o sevdalı.
Rüzgâr aldı götürdü içimdeki o saf harı,
Anladım ki bu aşk, sadece bir aldanış masalı.