Yapamıyordum artık yapamıyordum
Yadsıyarak yükseliyordu yoldan ayak seslerim
Daha büyüktü umutsuzluğum sabırdan
Ve geçiyordu bahar o yemyeşil düş
Penceremden
Sesleniyordu yüreğime:
"Bak
Hiçbir zaman ilerlemedin
Battın sen!"
Ölüm var ateşte, halıda, perdelerde, taşra mobilyalarını saran havada ve gümüş çatal bıçak takımında. Çiçeksiz vazoda. Ölüm kapının yanına yığılı şemsiyelerden sızıyor.
Sahi bir yıl kaç mevsimdi? Yazım kışıma karışalı kaç yıl olmuştu? Sanırım herkesin mevsimi yüreğindekilerle şekillenir. İncinmiş bir kalbin çiçekleri erken dökülür. Yüzü gülene şubatta bahar gelir. Velhasıl herkesin beşinci mevsimi farklıdır.
Ben her şeyi unuturum da yüreğime karlar yağdırırken bir başkasına bahar bahçe olmanı unutamam. Zaten bu, öyle unutulması kolay bir olay değil ki. Bunu sen de unutamayacaksın ömrün boyunca . Bir insanın baharından bir mevsim çalıp başka yüreğe beşinci mevsim olamazsın.
Belki ben kışın ortasında güller açarım da sen yaz ortasında üşüyeceksin. O buz kütlesine dönüşmüş vicdanınla hiçbir mevsim seni kabul etmeyecek.
"Düşünüyorum da… Bu dünyadan nefret etmen çok da şaşırtıcı olmazdı. Ama sen, canım, en küçük şeylerde bile büyüleyici bir taraf buluyorsun ve sanki sonsuz bir kaynakmış gibi, karı eriten bahar yağmuru kadar bol iyilik yağdırıyorsun.”