Tüm alacakaranlıklar sonuncuymuş gibi, günbatımında tüm renkleri koyulaştıran son bir ışığın haber verdiği görkemli can çekişmelermiş gibi görünür.
Deniz laciverttir...
Yol donmuş kan rengi, plaj sarı.
Yeşil güneşle her şey ortadan silinir, bir saat sonra kumullardan ay akar. O zaman bir yıldız yağmuru altında taşkın geceler başlar. Bazı bazı kasırgalar geçer içinden, şimşekler kumullar boyunca akar, göğü soldurur, kumun üzerine ve gözlerin içine portakal rengi ışıltılar yerleştirir.
Ama bu dediğim paylaşılamaz.
Bunu yaşamış olmak gerekir... ♡♡
rengini dünyaya ilk defa sunan
adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
sevgilim
bana ‘sen bir şairsin’ dediğin zaman.
yalnız sana yazıyorum bu şiiri
istersen bir şiir gibi okuma
çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
soğuklar başlayınca havalanıp
millerce yol katettikten sonra
güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.
ve yazmış olacağım bir de
her dönemde her çağda
sevdanın kendine özgü diliyle.
“Baharı yaz uğruna tükettik” diyor şair ve devam ediyor; “Aşkı naz uğruna / Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna, / Derken ömrü tükettik bir hiç uğruna…”