"Rızkınız, yerin hayatına bağlıdır. Yerin dirilmesi ise, bahara bakar. Bahar ise, Şems ve Kamer'i teshir eden, gece ve gündüzü çeviren zâtın elindedir. Öyle ise bir elmayı, bir adama hakikî rızk olarak vermek; bütün yeryüzünü bütün meyvelerle dolduran o zât verebilir. Ve o, ona hakikî Rezzak olur."
Varlarsa her bahar her güz her kış, bütün dağlar, bütün ormanlar, bütün yağmurlar, bütün karlar; bütün karlar altından, kumdan, topraktan ve toprağın altından, uçurumlardan, vadiler ve yarlardan; bütün sulardan bütün su kıyılarından ve ebru müziğinden, gel-gitlerden, balıklar, ekin, insanlar ve hayvanlar ve sebzecikler ve sebzecilerden ve kasaplardan ve araçlar ve gereçlerden; güneşler, aylardan; ayın karanlık yüzündeki tepede doğan ve orada yazan ultra-elipsoidal çakırdoğanlardan; göğün aydınlık ve loş alanlarından, kara delikler, ak deliliklerden; ozon tabakaları ve diğer katlardan; kaplardan; dingillerden ve büzüklerden ve yomlular ve yomsuzlardan; yıldızlardan ve yıldızcık kümelerinden, "kıtlıklar"dan ve "bolluklar"dan; varmışçasına belli sınırlarla ve sularla çevrili bu karalarda doğan ölen doğup ölebilir olan mert namert erlere ve erbaşlara sunulmuştur: ÖZELDE VE GENELDE!
AV AVCI AVLANAN
N
Deja vu, too, lân!
Her şeyi tek başına halletmeye dünden razı biri olarak, “Ben hallederim, merak etme” cümlesini duymanın insana nasıl büyük bir ferahlık verdiğini ilk kez sayende öğrenmiştim.