Gece köşebaşlarında çarpışan karanlık
Bir yumak halinde odama doluyor
Bir omzum taşlanıp, bir omzum sıvazlanıyor
Birtakım görünmez ellerce artık
Yüreğimse portakal ağaçlarının
Esintisinde yer değişiyor hala
Acı, bayat bir ekmek gibi ufalanıp dağılıyor
Bundan böyle gücü yok beni doyurmaya
Bitek sözcükler arıyorum şimdi
Bire on, bire yüz, bire bin verecek
Yurdumu anlatmak için - ve daha pek çok şeyi
Kağıtların aklığında seyredecek
Sözcükler yalın, sözcükler gülünç ve katı
Ama anlatamıyorlar içimdeki bu tufanı
Odamın ışığı yanıyor bütün gece
Ellerimi dizlerime koyup, ikibüklüm
Bir olağandışılık arayarak
Gördüğüm, duyduğum her şeyde
Öylece oturuyorum;
Güneş parmaklarını sürünceye dek
Koyu bir karanlığa
Bulanmış pencereme...