Yaşar Kemal'in izinde...
Eylül ayının başı. Havalar tam olarak soğumasa da, güneş aylar önceki gibi yakıcı değil. Yol boyu sıra sıra dizilmiş tarlalar var buralarda. Ne zaman başımı çevirip yolculuk etmekte olduğum araçtan bu tarlaları izlesem, aklıma Yaşar Kemal’in Çukurova topraklarından, tohumundan bahsettiği satırlar gelir. Ekim aylarında patates ekilir buralara. Yazın sıcak döneminde de toplanır. Yolun diğer yarısını da sıra sıra mandalina ağaçları takip eder. Mevsimlik işçiler gelir traktör ve minibüslerle. Cızlavet giymiş ayaklar tarlalarda dolaşır. Sebzeler öbek öbek toplanır o tarlanın içinde. Ayçiçekleri belirir az daha gidince. Yeryüzünü sarıya boyamışlar gibi güneşi yansıtır ve o çiçekleri gözlerimi alır. O kadar ayçiçeğinin arasında bir başıboş dikkatimi çeker. Güneşe yüzünü değil sırtını dönen. Gülüp geçerim. Her şeyin sonu gelmiş gibi kupkuru otlar biter bu tarlarda, ne bir insan, ne bir iz kalır. Hüzünlü bir havayla, sis çöker üzerine. Anlarım ki soğuk, sonra yine bahar gelir.
Ben sana sırtımı yaslamadım hiç. Seni ta en başından beri sırtım bildim. İnanmak nedir diye düşündüm bugün biraz.Benim dışımdaki insanlar için sadece bir kelimeden ibaret olma ihtimalini düşünmek istemedim çünkü her insan için inanmanın başka başka sebepleri olduğu gibi farklı inanış şekilleri de olabilir diye düşündüm. Sonra benim için inanmanın ne demek olduğunu düşündüm epey. İçimdeki inanma tanımının benim için “bir ömürlük bekleyişin, sabrın ve sevginin adı”. olduğuna karar verdim.. Birine inanmak tam da böyle olmalıydı çünkü. İnanmanın içinde sabır olmalı,beklediğin yahut bekleyenin olmalı ve en çokta sevgi olmalı. Senin içinde en çok ne var derseniz üçünü birbirinden ayıramam derim. Sevginin olmadığı yerde sabır da olmaz, Sabrınız birazcık eksikse beklemekten de yorulursunuz. Ve yorulduğunuzda sevginiz eksilmez belki ama sevdiğinizi de yormaya başlarsınız. Tıpkı benim gibi. Sevgi ne kadar büyük olursa olsun eğer o sevgiyi ifade edişiniz yaralıyorsa sevdiğinizi işte o zaman sabır dediğimiz o his yerini öfkeyle savaşa bırakıyor zamanla. Ben sana inanmayı seçtim. Her şeyden önce buna inanıyorum. Aramıza giren mesafelere, geçmeyen günlere, bitmek bilmeyen özlemlere rağmen içimde bir yer var hiç vazgeçmeyen. Neden vazgeçmiyorsun dersen de; “Sana inanmayı bırakınca kendini kaybediyorum” derim.. Çünkü sana inanmak kendime inanmak benim için. Çünkü sana inanmak iki nefeslik ömürde şu yalan hayata inanmak. “Her şey güzel olacak” derken sen her şeyin güzel olacağına inanmak sana inanmak. Sana inanmak gökyüzünde bir serçe misali süzülüp en sevdiğim dallarda soluğumu kesen rüzgara karşı durup yeniden o rüzgara rağmen kanatlanıp uçmak gibi. Yorgunum biraz son günlerde. Geceleri uzun uzun düşünüyorum; Sesini duymadan geçen günleri, sana sarılamadan uyuduğum
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Saygı ve dualarla teşekkürler
Şeffaf Muamma Şeffaf Muamma İnsanın geçmişe dair bu korkunç özlem duygusunu aşabilmesi mümkün mü acaba? Niye var bu duygu ve niçin elimizden hiçbir şey gelmiyor? Zehir gibi bir iç sızısından, boğazda bir yumruk gibi tıkanmadan öteye geçemiyoruz ne yazık ki... Uzun uzun anlatmadan bu duyguyu yaşayanlarla paylaşmak istiyor insan. Ah, okumaya başlamadan önce Çiçeklere su vermek lazımdır. -Melih Cevdet Anday Edebiyat İçimde lise son sınıfın son cumasının ince kederi var. -Mükremin Çıtır Gitti kesret geldi vahdet oldu halvet dost ile.Hep Hakk oldu cümle âlem şehr u pâzâr kalmadı... -Niyâzî-i Mısrî İstemek zillettir. Şimdi aramıza duvar örsen Yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım. -Didem Madak Zamanda yolculuk Zamanda yolculuk
1000Kitap
.Ben Bir Eylül Sen Haziran. Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki dizboyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilkyaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor
Sen nisansın daha ben sarı eylül Sen goncasın açan ben kuruyan gül Sen alev alevsin ben savrulan kül Saçıma ak düştü yüzüme yıllar Bahar sende kalsın bende acılar
Müzik
Çektiklerimiz ektiklerimizdir Kendindendir çektiklerin, Gölgeden değil. Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin ? Ne ektin de ektiğini biçmedin ? Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar , Sonra da çocuğun gibi gelip eteğinden tutar . Mevlana Hiç Yoktan İyidir Murat Kaplan EYLÜL EYLÜL Celaleddin emmi konya halkının değerli eşraf ve zanaatkârlarındandı elinden Mevlananın mesnevi kitabını düşürmezdi hatta ilk kızına Mevlanaya saygısından öturü mesnevi ismini vermişti mesnevi şimdi 30 yaşındaydı ve baba Celalledin eşi esma hatuna bakar bakar doyamazdı hatta o güzel hatunun yüzüne baktıkça dalgınlığa kapılır yusuf yüzlülere bakanın nasibi zaten bu değilmiydi ya elini kesmek yada sevdiğinin ismini bir hançer ile yüreğine işlemek celaleddin bey dedi o gül yüzlü esma hatun çektiklerimiz kendi elimizle yaptıklarımızdan dolayıdır ne yaparsak mutlaka bize dönecektir dedi İslam tevhid dini ve müjdeli bir bahar olsada Celaleddin emmi daha islamla tanışmadan önce sevgiye teslim etmemişti kendini dibini görmediği sularda boğulmadan yüzmeye çalışıyordu Ne yaptı biliyormusunuz hanımı gebe iken bir bahçeye izinsiz girdi sonunu bilmeden bahçe sahibinden izin almadan sevgiye ermeden güller derdi eee bahçe sahibi izin verirmi Celaleddin emminin bastığı dal kırılınca kendisini bir hastaneye kaldırdılar islam dini tevhid dini idi sükut edeni depremler düşüşler ile ikaz ediyordu Celaleddin beyde uyarılmış ikaz edilmiş esma hatunun çektiklerin ektiklerindir sözündeki hikmeti anlamıştı Nimet kıymetini bilmekle güzelleşir Şu lafı duyduğumdan beri iyi değilim🤦 Sevilen kız güzelleşir,sevilmeyen kız komikleşir Kendineaitbiri7 Kendineaitbiri7 Muhsin dayı etkileyici kıraat ve üslubu ile Kuraan okuduğu vakit Kuraana hayran bırakırdı inanmayanlar dahi hafız Muhsin dayının sesi ile Kuraana
Edebiyat