“...bulunduğumuz var oluş konumunda veya nefs katında duyu ve duygular ‘eskidiği’ için, her insan nedeni ilk bakışta belli olmayan bir motivasyonla bir arzudan diğerine koşmakla vakit geçirir; ama o vardığı noktada geçici bir süre kaldıktan sonra, içindeki dayanılmaz güç onu bir diğer arayışa yönlendirir. Bu yerinde duramamanın ve temel huzursuzluğun nedeni, ulaştığımız yeni konumda yaşadığımız duyu ve duyguların bizlere beklediğimiz yeniliği verememesi veya “Felah” I yaşatmamasıdır. “Felah” olmazsa olmaz bir ontolojik sıçramadır; insan varoluşunun en gizemli yönlerinden biridir.
Danimarkalı teolog ve filozof S. Kierkegaard, kaygı Kavramı kitabında bizim “Felah” diye tanımladığımız ontolojik geçişi, “inanç sıçraması” şeklinde tanımlıyor. Ancak bir başka kitabında bu sıçramayı yapamadığını trajik bir şekilde ifade ediyor. Ne ilginçtir ki, müezzin camiden, günde beş vakit”hayal el-felah/gelin ontolojik sıçramaya” diye seslenir ama - bilenleri tenzih ederim - çoğumuz felahın ne olduğunu bilmeyiz.”