“Dünyaya orman denir'' çünkü Athshe’lilerin dilinde athshe hem orman hem de dünya anlamına gelir. Tıpkı Arz’lıların dilinde arzın hem toprak hem de dünya anlamına gelmesi gibi...
Kitap hakkında hem söyleyecek çok fazla şeyim var hem de yok gibi. Ursula bu romanında bize iki farkı ırkın değil de kendilerinin daha üstün olduğuna inanan, farklı görüşlere, görünüşlere, yaşayışlara sahip iki insan topluluğunun savaşını anlatıyormuş gibi geldi bana daha çok. Ben doğa ve insan çatışmasını daha fazla beklerken kitap insan ve insan çatışması üzerine kuruluydu.(benim anladığım bu yöndeydi en azından) Anlatılmak istenen o kadar fazla alt metin vardı ki kitapta, Ursula sanki kitapta işlediği konular hakkında o kadar fazla dolmuş ki kelimelerini bu kitaba akıtmış gibiydi. Konu, karakterler, alt metinler çok güçlüydü fakat kitabın dilinin kolay olmasına ve kitabın kısa olmasına karşı kitap ağır ilerleyen ve sizi içine kolay kolay almayan bir kitaptı. Ursula okumaya alışık olan kişiler bile okurken bir tık zorlanacaktır. Daha önce bu yazarı okumayan birinin Dünyaya Orman Denir kitabından başlamasını pek önermiyorum ama her şeye rağmen kitabı kapattığınızda almanız gereken tüm alt metni ister istemez alıyorsunuz.
Kitap hakkında yazılmış olan yazılara bakarken Ursula’nın kitapla ilgili söylediği şeylere denk geldim. Bunu da eklemek istiyorum. “...Bu öyküyü yazması kolaydı ama pek keyifli değildi. Bana hiç seçenek bırakmadı. Ülserli bir patronun sekreterine mektup yazdırması gibi yazdırdı kendini bana. Ben orman ve düş üzerine yazmak istiyordum yani belli bir ekolojiyi içeriden bir bakışla betimlemek, biraz da Hadfield ve Dement'in uyku düşlerinin işlevleri ve düşün yararları üzerine görüşleriyle oynamak istiyordum. Ama patron ekolojik dengenin tahrip edilmesinden ve duygusal dengenin
Uyuyorsunuz, uyanıyorsunuz ve düşlerinizi unutuyorsunuz, tekrar uyuyorsunuz, tekrar uyanıyorsunuz ve bütün hayatınızı böyle geçiriyorsunuz ve bunun hayat, gerçek olduğunu sanıyorsunuz!
Şiddetsizliğin tepkilerini, haklarıyla yükümlülüklerini göz ardı ettik. Öldürdük, tecavüz ettik, ayırdık ve yerli insanları köleleştirdik, köylerini yok ettik ve ormanlarını kesip mahvettik. Eğer bizim insan olmadığımıza karar vermişlerse, buna şaşırmamak gerekir.