Kitapta gemide yolculuk yapma hayaliyle yanıp tutuşan bir karakter olan Robinson'dan bahsedilmektedir. Ancak Robinson'un bu hayaline ailesi karşı çıkmaktadır. Babası kitabın bir kesitinde orta hallilikten bahsetmektedir. Yani her şeyin aşırı olmasının ya da kıt olmasının iyi olmadığından ölçülülüğün ideal olanı olduğunu belirtmiştir. Robinson'a ise gemi yolculuğunun iyi olmadığını, bir gün bir adaya mahsur kalıp birilerinin yardımını bekleyerek zamanın uçup gideceğini söylemiş ancak Robinson bütün bu uyarılara rağmen yine de kendi isteklerinden ödün vermemiş ve evden kaçıp hayalini gerçekleştirmiştir.
Bu yolculukta birden fazla gemi yolculuğu yapmış, yaptığı yolculuklarda batan gemilerde olmuş ancak yine de hayalinden vazgeçmemiştir. Ancak ne yazık ki babasının sözleri gerçekleşmiş ve en son yolculuk yaptığı gemi batmış ve Robinson dışında adada sağ kalan kimse kalmamıştır. Kendisini zar zor adaya ulaştıran Robinson'un bundan sonra uzun yıllar süren bir ada hayatı olmuştur.
Adada öncelikle kendisine içmek için tatlı su bulmuş, daha sonra karnını doyurmak için yiyecek bir şeyler aramış, ardından kalabileceği güvenli bir ortam bulmuştur. Daha sonra gününü değil yarını da düşünmek için tarıma girişmiş, hayvan beslemeye başlamış vs, mürekkebi bitene kadar yaşadığı şeyleri not almıştır.
Yıllar sonra adada bir ayak izine rast gelmiş ve adanın diğer bölgesinde yamyamların insanları vahşice yediğine şahit olmuştur. Ancak günler sonra yamyamların elinden bir siyahiyi kurtarmış ve ona, onu cuma günü yakaladığı için Cuma adını vermiştir. Robinson Cuma'yı kendisine köle edinmiştir. Yine birkaç yıl içerisinde adaya gelenler olmuş ve Robinson kendisine adadan kurtulabileceği bir ekip oluşturup adadan ayrılmıştır. Daha sonra 7,8 yıl aradan sonra yanına bir takım alanında iyi