Öncelikle Frankenstein yaratığın ismi değil yaratıcısının soy ismidir. Victor Frankenstein annesinin ölümünden etkilenip , bir dizi araştırmalar yapıp topladığı cesetlerden bir varlık yaratır. Ancak yarattığı varlık o kadar çirkindir ki ondan korkup bayılır. Başta sahibi de yaratık da birbirlerinden kaçar.
Yaratık bir yere sığınır ve sığındığı yerin yakınında bir aile yaşamaktadır. Aylarca aileyi izler takip eder ve çok iyi bir olduklarını düşünür. Hatta onlara gizli gizli odun toplayarak, işlerine yardımcı olarak iyilik yapar. Uzun bir süre sonra onlara kendisini gösterir ancak onlar yaratıktan korkar ve ona zarar verir. Yaratık aslında yaratıldığı süre itibariyle içinde iyilik beslemiştir. Ancak insanlara iyilik yapmak istedikçe hor görülür, zarar görür ve kendisinin çirkin istenmeyen kötü bir varlık olduğuna inanır. İçindeki iyilik kötülükle beslenir. Masum insanlara zarar vermeye başlar. Yaratıcısının onu terk etmesi onu kinle nefretle doldurur. Yaratıcısının sevdiklerini öldürür. Çünkü kendisini çok yalnız hisseder. Doğal değil de yapay olduğu için, bu şekilde yalnız kaldığını, hor görüldüğünü, kötülüğe sürüklendiğini düşünür. Masum insanları öldürürken içinden acı çeker ancak yalnız kalmanın verdiği vahşilik ve acımasızlık onu durduramaz.
Kısaca bahsettiğim kadarıyla görüyoruz ki, yapay da olsa doğal olsa insanın özünde iyilik vardır, tıpkı yeni doğan bir çocuk gibi. Ancak bizi kötülüğe götüren aslında çevremizden gördüğümüz muamelelerdir. Yani insanlık...