Bahar Uçar

Bahar Uçar
@baharucar
Puan vermedi·64 syf.··
2023 14. kitabı
Sokrates'in şu sözü çok dikkatimi çekti, "Yargıcın görevi, adaleti hediye olarak vermek değil, herkesin hakkını ölçtükten sonra hükmünü sunmaktır; kendi keyfine göre değil, kanunlara göre karar vermekdir." Aslında Sokrates bu sözüyle savunmasına dair her şeyi özetlemektedir. Kendisi ahlakından ve erdeminden asla ödün vermemiş ve çevresindekileri de bu şekilde eğitmeye çalışmıştır. Tabi bunu halktan bir insan olarak yapmıştır. Çünkü kendisinin de bahsettiği gibi eğer bu şekilde ahlaklı ve erdemli biri olarak siyasete dalıp üst makamdan bir devlet görevlisi olarak, insanları ahlaklı olmaya , dürüst, adaletli ve erdemli olmaya davet etseydi ölümü daha önce tatmış olacaktı. Bunun herkes farkındaydı tabi ama kimse ses çıkarmıyordur. Çünkü insanlığın gelişmesi, bilişsel farkındalığın artması, bağnazlıktan kurtulması bir takım kişilerce istenmiyordu. Bu da gösteriyor ki adalet ve hukuk denen şeyin aslında adaletsiz, erdem yoksunu, keyfi tercihlere göre halkı yöneten kişilerin eline geçtiğidir ki Sokrates'in savunmasında bunu açıkça görebiliyoruz. Sokrates ölüm cezasına çarptırılmış olmasına rağmen asla doğru yoldan şaşmamıştır. Bu da hepimiz için bir örnek, bir ders niteliği teşvik etmektedir...
Felsefe-Düşünce
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Ren Kitap · 202064,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Bahar Uçar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·64 syf.··
2023 14. kitabı
Platon (Eflatun)
8.2/10 · 64,7bin okunma
9/10
·610 syf.··
2023 13. kitabı
Zadie Smith, bu kitabında ana tema olarak ırkçılığı ele almamasına rağmen , kitaptaki bütün temaların yolu aslında ırkçılığa çıkmaktadır. Yazarımız kimlik arayışı, dinsel motifler, cinsellik, felsefe , tarih , siyaset, kültür gibi temaları işleyerek okuyucularının zihninde hayatı sorgulayan bir izlenim bırakmıştır. Kitap sadece yazıldığı döneme değil aynı zamanda geçmişle geleceğe de hitap etmektedir. Kitabın başlığı olan İnci Gibi Dişler, aslında siyahilere atıfta bulunmaktadır. Yani hem ten renklerinin siyah olması hem de dişlerinin bembeyaz olması onları, daha dikkat çekici hale büründürdüğünü ve bunun da daha çok ayrımcılığa neden olduğunu belirtmektedir. Bunu yanı sıra kitapta sadece beyaz ve siyah arasındaki ırk ayrımı yoktur , aynı zamanda diğer ırklar arasındaki (İngiliz, Hintli, Jamaikalı vb.) ırkçılıktan da bahsedilmiştir. Bu bilgilere ek olarak yazarımız aslında kitabına kendi hayatından kesitler de eklemiştir. Zadie Smith'in Annesi Jamaikalı ve babası İngiliz'dir ve bundan dolayı kendisi de göçmendir. Bu da demek oluyor ki , kendi yaşamını karakterlerin yaşamına dökmüştür. Okumaktan çok zevk aldığım ve daha önce neden okumadım dediğim kitaplardan biri, mutlaka tavsiye ediyorum...
Edebiyat & Roman
İnci Gibi DişlerZadie Smith · Everest Yayınları · 2022498 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
Kitapta insanlığa dair Melis, Çavuş ve Mahmut arasında bir çatışma var. Çavuş kadınlara kendini beğendiremediği düşüncesinden dolayı Mahmut ile devamlı bir çatışma halindedir. Mahmut kendi benliğini iyice tanımış olduğunu düşünen ve çevresine karşı da doğru yorumlar, çıkarımlar yaptığını düşünen bir insandır ancak bazı konularda bence çelişkiye düşmektedir. Aslında kendi benliğiyle çatışma içerisindedir ve bunu bir türlü içten içe kabul edemiyodur. Ve bunları Melis onun gözünün önüne sermektedir. Melis kitapta; " Tensel güdülerini bastıran birisi genellikle karşıtına dönüşür, kendi dürtülerinin kölesi olur" diyerek Mahmut' a yönelik doğru bir eleştiri yapmıştır. Bence Mahmut aslında köle ruhlu bir insandır ve bunu kitabta, kadınının kölesi olup ayaklarını dahi yıkayabilirim ve bunu yaptım diyerek kısmen belirtmiştir. Bir süre sonra kadınlar üzerinde istediği şeyleri gerçekleştiremediği için kendi dürtülerinin kölesi haline gelmiştir ve olayı başka taraflara çekmeye çalışmaktadır. Aslında yaptığı çoğu yorum doğrudur ancak farklı açılardan bakıldığında insanı düşündürmektedir. Bence kendini objektif bir şekilde eleştirmekten korkmaktadır. Çıplaklık konusuna gelince , aslında bu konuda ona katılıyorum. Doğamız gereği zaten çıplak doğurulduk ancak sonrasında bir şeyler gizlenmeye , özelleştirilmeye başlandı ve insanlar kendi kabuklarına çekildi. Ancak diğer taraftan düşündüğümde o gizemdir zaten bizi özel kılan insan yapan. Yoksa hayvanlardan farklı kalır yanımız ne olurdu? Kitapta da söylendiği gibi evler insan özgürlüğünün hücreleri haline getirilmiştir. Buna da katılıyorum. Hapishanelerden olan tek fark bu evleri kendi zevklerimize göre, duygu dünyamızı yansıtarak oluşturmamız. Yani evleri kendi isteklerimiz zevklerimiz doğrultusunda hapishanelerimize dönüştürüyoruz.
Düşünce
Çıplak ve ÖzgürMuzaffer Oruçoğlu · Belge Yayınları · 20205 okunma