·
Okunma
·
Beğeni
·
3.401
Gösterim
Adı:
İnci Gibi Dişler
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
550
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753167611
Kitabın türü:
Orijinal adı:
White Teeth
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
İnci Gibi Dişler
İnci Gibi Dişler
Elinizdeki romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith, kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere'de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi. Öyle ki dünyaca ünlü Guardian gazetesinin bu yıl ilk defa verdiği ödülü kazandığında da, jüride bulunan ünlü romancı Julian Barnes, düşüncelerini şu sözlerle ifade etmişti: "Bir romancı olarak içim kıskançlık ateşiyle kavruluyor." Peki, ne anlatıyordu ki bu gencecik, yarı-Jamaik'alı kız: Her türlü aşırılığın revaçta olduğu Londra'nın kenar semtlerinden birinde, farklı renklerin, farklı dinlerin ve farklı kuşakların, Jones'lar, İkbal'ler ve Chalfen'ler gibi üç renkli ailenin, çoluk çocuk birbirinden matrak hikâyeleri etrafında, göçmenlerin, geleneklerin, İngiliz orta sınıf ailesinin ve alt-kültürlerin ağzına kadar dolu bir cümbüş sürahisine daldırılıp daldırılıp çıkarılan bir parodisini... İddia ediyoruz ki, milenyumun ilk parlak edebiyat yıldızı olan Zadie'nin İnci Gibi Dişler'ini ya her gün bir öğün yirmi sayfa eğlence ve keyif şöleni olarak yuvarlayıp hir aylık bir rüyaya yattığınızda, ya da işinizden üç gün izin alarak bir defada oturup gözleriniz kan çanağına dönene kadar yutarak bitirdiğinizde, kesinlikle tadı damağınızda kalacak ve "keşke daha çok sayfa, daha çok olsaydı..." diye söyleneceksiniz. İnci Gibi Dişler, uçuk bir kızdan delice ironilerle dolu çılgınca bir roman.
550 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitap Yorumu//İnci Gibi Dişler-Zadie Smith
.
Kitap, Londra'nın kenar semtlerinden birinde, farklı renklerin, farklı dinlerin ve farklı kuşakların, Jones'lar, İkbal'ler ve Chalfen'ler gibi üç renkli ailenin, çoluk çocuk birbirinden matrak hikâyeleri etrafında, göçmenlerin, geleneklerin, İngiliz orta sınıf ailesinin ve alt-kültürlerin ağzına kadar dolu bir cümbüş sürahisine daldırılıp daldırılıp çıkarılan bir parodisini veriyor bize. Kitap hem komik hem düşündürücü. Farklı kültürlerin hem çevresi ile hem de kendisi ile nasıl bir kabullenme savaşı verdiğini farklı bakış açıları ile gösteriyor. Aldığı ödülleri de sonuna kadar hakediyor.
.
Yazar "İnci Gibi Dişler" romanının 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden gayet sağlam meblağda avans almış, daha sonra ise kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere'de hem dünyada çok büyük sükse yaparak bir çok ödüle aday olup bir çok ödül de kazanmış. Ülkemizde çok fazla bilinmese de kesinlikle gördüğü itibarı hakediyor.
Belki başka zaman olsa yarım bırakmazdım (kaderimi belirleyecek sınavdan 6 gün önce kitap okumak ruh halimi daha tahammülsüz yapıyor olabilir).
Belki de bırakırdım :P
Romanda beni en çok rahatsız eden şuydu: Araya giren bir sürü yan karakter var. Tam bir karaktere alışacağınız zaman, yazar size başka bir karakter sunuyor. Oradan oraya savrula savrula 70 sayfa okuyabildim. Sempati duyduğum bir karakter bulamayınca bırakmaya karar verdim.
550 syf.
·13 günde·6/10 puan
Arşiv ...
Bu kitabı tanımlayacak en güzel sözcüğün arşiv olduğunu düşünüyorum.Çünkü içinde her şeyden biraz var ; biraz tarih,biraz dram,biraz aşk,biraz ayrılık,biraz dini öğeler....Biraz biraz biraz... Yavaş yavaş ilerleyen hikayeler dizisi.Olaylar diyemem çünkü "İşte burada sizi derinden yaralıyor ,vuruyor ,çarpıyor "diyebileceğim bir olay örgüsü yok.

Kitap tam bir çember; aynı şeylerin etrafında dönüp duruyor ve başladığı noktaya dönüyor...

Konusuna gelirsek,benim anladığım ya da çıkardığım bir konusu yok ama ana tema göçmenlerin ,göç ettikleri ülkede yaşadıkları var olma,kimliğini kaybetmeme çabasıyla gelen karmaşalar ve asıl korktuğunun gelip seni bulması.

Kitap sanki iki ailenin etrafında geçen olayları anlatıyor gibi görünse de ,bu aileyle etkileşimde olan herkesten bahsedildiği için çok fazla karakter içeriyor.Bazen kim kimdi ikilemi yaşadığım oldu.

Ben yazarın kitabı gereksiz uzattığını düşünüyorum,çok fazla ayrıntı bir süre sonra sıkıcı oldu ve olayın özünden uzaklaşmama sebep oldu.

İşin aslı bu kadar sayfadan sonra gerçekten etkileyici bir son beklemiştim ama sonu da muallakta kaldı,yazara teşekkür etmek istiyorum bu belirsizlik için...

Ve neden bu kadar çok ödül aldığını düşündüğümde ; göçmen ailelerin ve çocuklarının yaşadıkları kültür ve din karmaşasının yansıtılması,yok olan öz değerlerin ,bunları korumaya çalışırken verilen yanlış mücadelelerin işlenmesinden kaynaklı bu kadar beğenildiğini düşünüyorum.
Okuyun veya okumayın diyemem ...Beni çok etkilemedi ama belki sizi etkileyebilir.
550 syf.
“Mikrop kapmaktan, etkilenmekten, melezleşmekten korkan milliyetçilerin korkuları göçmenlere gülünç geliyor, çünkü göçmenlerin korkuları yanında bunlar fındık fıstık gibi önemsiz kalır;
Göçmenler "erimekten", yok olmaktan korkuyorlar.“

Bu yoğun kitabı okumak ve özümsemek için , okuyucunun mutlaka “göçmen olarak bir yaşam tecrübesine” sahip olması gerekir , ‘benim düşünceme göre’.
Çünkü bu kitaptaki olayları ve duygulardaki ayrıntıları
ancak ve ancak “benzer duygu ve tecrübeleri” yaşayan kişiler gerçekten hissedebilir.

Yazar kitaba çok aşırı bir emek vermiş. Yılların tecrübesi ve bilgi&duygu birikimini çok ayrıntılı bir şekilde sayfalara dökmüş. Kitabı herkes beğenmeyebilir hatta kimilerine sıkıcı bile gelebilir.
555 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10 puan
İlgi çekici bir konusu var kitabın. Kendini bir yere bağlı hissetmek konularına değiniyor. Özellikle göçmenler konusundaki çıkarımları değerli. Fakat bence hikaye biraz gereksiz uzatılmış daha kısa tutulabilirdi. Dil biraz zayıf edebi açıdan
550 syf.
Kitabın kimi kısımları çok eğlenceli gelirken kimi kısımlarında kitabı aldığıma pişman oldum. Dengeli yazılmış bir kitap değil. Birbirinden tamamen farklı üç ailenin yaşadığı sıradışı ve komik olaylar ele alınmış. Konu güzel olmasına rağmen fazla uzatılan yerler okumayı sıkıcı hale getirmiş. Kopukluklara sebep olmuş. Sonunda hayal kırıklığına uğradım ve bitirmek zor geldi.
610 syf.
·6 günde·9/10 puan
Birey tekil; ancak toplum çoğuldur. Dil, din, ırk ve birçoğunda farklılık olmadan bir toplum tarifi düşünülemez. Bu roman farklı bireylerin tek bir toplum olarak yaşama mücadelesini kimi zaman muzip kimi zaman ise can sıkıcı hikayelerle bizlere aktarıyor. Harika bir kurgu, zekice bir içerik ve altı çizilmesi gereken çok önemli anlamlar!

Bu kitabı orijinal dilinde, yani İngilizce okumalıydım... Tek pişmanlığım bu. Akıcılığı etkileyen sorunlar ve dille ilgili edinilen olumsuz izlenim tamamen çeviriyle alakalı ne yazık ki.
550 syf.
·28 günde
Farklı bir kültürel ortamın, farklı bir dinin yoğunlukla yaşandığı bir ülkeye edilen göçün, farklı yapıdaki ailelerde doğurduğu kültürel ve nesillerarası çatışmalar olarak hem yatay hem dikey düzlemde işlenmesi ilgi çekiciydi. Göçmenlerin yeni yerleşim yerine uyum sağlama ve kültürünü muhafaza etmek arasındaki ikilemleri ayrıntılı ama buna rağmen akıcı bir dille anlatılmış. Her ne kadar akıcı gelse de kullanılan anlatım biçiminden olsa gerek, kitabı özümseyerek okuyamadım. Kitap, sonunda hayal kırıklığı yaşatıyor gibi görünse de bir hedefe ulaşma gayesinden ziyade göçmen yaşamının bir tablosunu çizmek amacıyla yazılmış diye düşünüyorum.
608 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
Merhaba!

Bugün, Zadie Smith'in 2000 yılında yayınlanmış olan çıkış eseri 'İnci Gibi Dişler'i okudum.

Romanda, İkbal ve Jones ailesinin üyeleri üzerinden, İngilteredeki göçmenlerin, ve belki de daha da önemlisi ikinci nesil göçmenlerin deneyimlerini okuyoruz. İkinci nesil için "daha da önemlisi" diyorum, çünkü her ne kadar ilk nesil göçmenlerin yaşamış olduğu bir yabancılaşma ve dışlanma olsa da, ikinci nesil göçmenler için bu çok daha zor bir süreç oluyor, çünkü kökenleri doğuda olsa da, batıda büyümüş olmaları sebebiyle yaşadıkları çift yönlü bir yabancılaşma var. Bir yandan yaşadıkları batı toplumu için fazla doğulu görülürlerken, bir yandan da kökenlerinin bulunduğu doğu toplumu için fazla batılı görülüyorlar ve kendilerini bu sebeple hiçbir yere ve kimliğe ait hissetmedikleri için, toplumda maruz bırakıldıkları probleme artı olarak bir de psikolojik ve sosyal problemler yaşamalarına sebep olan bir karmaşa yaşıyorlar.

Bunun yanı sıra, romanın farklı bölümlerinde, İkbal ve Jones ailelerinden farklı kişilere odaklanılarak çok çeşitli konulara değiniliyor ve benim için en ilginç olan yanlarından biri de buydu sanırım. Örneğin, kitabın bir bölümünde Irie Jones isimli melez bir genç kıza odaklanılmasıyla birlikte melez bir kadının, Avrupa-merkezci güzellik algısına maruz kalması sebebiyle neler hissedip, bunun sonucunda neler yapabilir gibi ilginç şeyler okurken, bir yandan da Millat İkbal karakterine odaklanılan kısımlarda, bir yandan Batı kültürüne hayranlık duyan ancak bir yandan da Doğu kültürüne ve kökenlerine karşı hissettikleri ile büyük bir kimlik karmaşası yaşayan bir insanı da okuyabilmiş oluyoruz.

Bu roman hakkında çok fazla övgü duymuş olmama rağmen daha yeni okuyabildim ve Zadie Smith'in yazım şeklini, özellikle de bu bahsettiğim ve benzeri durumları bir yandan güldürüp, bir yandan duygulandırıp, bir yandan da düşündürecek şekilde yazabiliyor olması benim çok hoşuma gitti. Yakın zamanda Smith'in öteki eserlerini de okumayı çok istiyorum ve bu romanı hepinize tavsiye ediyorum.
555 syf.
·27 günde·8/10 puan
Zadie Smith'in edebiyat hakkındaki fikirlerini bir Youtube videosunda izledikten sonra bu eseri okuma kararı almıştım. Kitabı okudum ve iyi ki böyle bir kararı aldım dedim kendi kendime.
Spoiler vermeden eser hakkında küçük bilgiler vermek istiyorum. Üç farklı kültürdeki aile bireylerini din, tarih, kültür, dil ve coğrafya açısından ele almış yazar. Bu kategoriler okuyucuya farklı kültürler hakkında detaylı bilgiler veriyor aslında. Öyle ki bazen Jamaika, bazen Bangladeş, bazense Londra sokaklarında gezintiye çıkıyorsunuz. Dürüst olmak gerekirse beni en çok etkileyen kısmı da bu oldu diyebilirim.
Aynı zamanda diyaloglar ve yazarın anlatım tarzıyla sağlanan mizahi içeriği oldukça başarılı buldum. Anlatım bütünlüğü ve romanın sonunu bağlama şekli, beni fazlasıyla etkiledi. Ailelerdeki bireylerin düşünce ve yaşam şekliyle ilgili verdiği bilgiler ise olayları ve çıkış sebeplerini pekiştirmemi sağladı.
Romanın bazı kısımlarında, yazarın cürretkar fikirlerini okuyucuya aktarmasıyla düşünce dünyamda yeni kapılar açıldı.
Kısacası unutamayacağım bir eseri daha kitaplığıma kazandırmış oldum.

Teşekkürler Zadie Smith, teşekkürler Samet - Alsana İkbal, teşekkürler Archibald - Clara Jones, teşekkürler Marcus - Joyes Chalfen ve kahrolası çocukları!
550 syf.
·29 günde·5/10 puan
Konusu guzel olmasina karsin hikayenin gereksiz yere uzatilmasi hos olmamis ayrica hikayedeki kopukluklar kitaptan sikilmaniza neden oluyor. Bitirmekte zorlandım ve kitabin sonunda hayal kirikligi yasadim. Gereksiz uzatmalar yerine bu kadar aceleyle yazilmis bir son sacma olmus.
550 syf.
·36 günde·1/10 puan
Hali hazırda çarpıcı arka kapak notu ile satın almış olduğum bir eser birde intihal iddalarını görmek için okumayı tercih ettim. Şuana kadar bilinmez bir tespiti yok aslında oldukça sıkıcı bile olduğunu söylemek lazım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnci Gibi Dişler
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
550
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753167611
Kitabın türü:
Orijinal adı:
White Teeth
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
İnci Gibi Dişler
İnci Gibi Dişler
Elinizdeki romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith, kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere'de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi. Öyle ki dünyaca ünlü Guardian gazetesinin bu yıl ilk defa verdiği ödülü kazandığında da, jüride bulunan ünlü romancı Julian Barnes, düşüncelerini şu sözlerle ifade etmişti: "Bir romancı olarak içim kıskançlık ateşiyle kavruluyor." Peki, ne anlatıyordu ki bu gencecik, yarı-Jamaik'alı kız: Her türlü aşırılığın revaçta olduğu Londra'nın kenar semtlerinden birinde, farklı renklerin, farklı dinlerin ve farklı kuşakların, Jones'lar, İkbal'ler ve Chalfen'ler gibi üç renkli ailenin, çoluk çocuk birbirinden matrak hikâyeleri etrafında, göçmenlerin, geleneklerin, İngiliz orta sınıf ailesinin ve alt-kültürlerin ağzına kadar dolu bir cümbüş sürahisine daldırılıp daldırılıp çıkarılan bir parodisini... İddia ediyoruz ki, milenyumun ilk parlak edebiyat yıldızı olan Zadie'nin İnci Gibi Dişler'ini ya her gün bir öğün yirmi sayfa eğlence ve keyif şöleni olarak yuvarlayıp hir aylık bir rüyaya yattığınızda, ya da işinizden üç gün izin alarak bir defada oturup gözleriniz kan çanağına dönene kadar yutarak bitirdiğinizde, kesinlikle tadı damağınızda kalacak ve "keşke daha çok sayfa, daha çok olsaydı..." diye söyleneceksiniz. İnci Gibi Dişler, uçuk bir kızdan delice ironilerle dolu çılgınca bir roman.

Kitabı okuyanlar 196 okur

  • Rukiye
  • Burcu G.
  • Hasan Çelebi
  • MERVE AYHAN
  • Selen Büke Sümer
  • Blossom
  • Ertaç Çelik
  • Emine Yılmaz
  • Nuri Kana
  • Kardelen Uysal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%6.3
25-34 Yaş
%43.8
35-44 Yaş
%40.6
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%3.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80
Erkek
%20

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.7 (9)
9
%6 (5)
8
%20.2 (17)
7
%20.2 (17)
6
%11.9 (10)
5
%6 (5)
4
%6 (5)
3
%1.2 (1)
2
%4.8 (4)
1
%1.2 (1)