İnci Gibi Dişler

7,0/10  (24 Oy) · 
51 okunma  · 
15 beğeni  · 
1.196 gösterim
Elinizdeki romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith, kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere'de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi. Öyle ki dünyaca ünlü Guardian gazetesinin bu yıl ilk defa verdiği ödülü kazandığında da, jüride bulunan ünlü romancı Julian Barnes, düşüncelerini şu sözlerle ifade etmişti: "Bir romancı olarak içim kıskançlık ateşiyle kavruluyor." Peki, ne anlatıyordu ki bu gencecik, yarı-Jamaik'alı kız: Her türlü aşırılığın revaçta olduğu Londra'nın kenar semtlerinden birinde, farklı renklerin, farklı dinlerin ve farklı kuşakların, Jones'lar, İkbal'ler ve Chalfen'ler gibi üç renkli ailenin, çoluk çocuk birbirinden matrak hikâyeleri etrafında, göçmenlerin, geleneklerin, İngiliz orta sınıf ailesinin ve alt-kültürlerin ağzına kadar dolu bir cümbüş sürahisine daldırılıp daldırılıp çıkarılan bir parodisini... İddia ediyoruz ki, milenyumun ilk parlak edebiyat yıldızı olan Zadie'nin İnci Gibi Dişler'ini ya her gün bir öğün yirmi sayfa eğlence ve keyif şöleni olarak yuvarlayıp hir aylık bir rüyaya yattığınızda, ya da işinizden üç gün izin alarak bir defada oturup gözleriniz kan çanağına dönene kadar yutarak bitirdiğinizde, kesinlikle tadı damağınızda kalacak ve "keşke daha çok sayfa, daha çok olsaydı..." diye söyleneceksiniz. İnci Gibi Dişler, uçuk bir kızdan delice ironilerle dolu çılgınca bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    2008
  • Sayfa Sayısı:
    550
  • ISBN:
    9789753167611
  • Çeviri:
    Mefkure Bayatlı
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
haribu 
22 Kas 2015 · Kitabı okudu · 13 günde · 6/10 puan

Arşiv ...
Bu kitabı tanımlayacak en güzel sözcüğün arşiv olduğunu düşünüyorum.Çünkü içinde her şeyden biraz var ; biraz tarih,biraz dram,biraz aşk,biraz ayrılık,biraz dini öğeler....Biraz biraz biraz... Yavaş yavaş ilerleyen hikayeler dizisi.Olaylar diyemem çünkü "İşte burada sizi derinden yaralıyor ,vuruyor ,çarpıyor "diyebileceğim bir olay örgüsü yok.

Kitap tam bir çember; aynı şeylerin etrafında dönüp duruyor ve başladığı noktaya dönüyor...

Konusuna gelirsek,benim anladığım ya da çıkardığım bir konusu yok ama ana tema göçmenlerin ,göç ettikleri ülkede yaşadıkları var olma,kimliğini kaybetmeme çabasıyla gelen karmaşalar ve asıl korktuğunun gelip seni bulması.

Kitap sanki iki ailenin etrafında geçen olayları anlatıyor gibi görünse de ,bu aileyle etkileşimde olan herkesten bahsedildiği için çok fazla karakter içeriyor.Bazen kim kimdi ikilemi yaşadığım oldu.

Ben yazarın kitabı gereksiz uzattığını düşünüyorum,çok fazla ayrıntı bir süre sonra sıkıcı oldu ve olayın özünden uzaklaşmama sebep oldu.

İşin aslı bu kadar sayfadan sonra gerçekten etkileyici bir son beklemiştim ama sonu da muallakta kaldı,yazara teşekkür etmek istiyorum bu belirsizlik için...

Ve neden bu kadar çok ödül aldığını düşündüğümde ; göçmen ailelerin ve çocuklarının yaşadıkları kültür ve din karmaşasının yansıtılması,yok olan öz değerlerin ,bunları korumaya çalışırken verilen yanlış mücadelelerin işlenmesinden kaynaklı bu kadar beğenildiğini düşünüyorum.
Okuyun veya okumayın diyemem ...Beni çok etkilemedi ama belki sizi etkileyebilir.