Zürih, 1 Kasım 1984
Sevgili Ferit,
Mektubunu bugün aldım. İki kez okudum. Şimdi, akşama doğru, hava kararırken, bir kez daha okumaya başladım.
"Duygusallaşma, ihtiyarlığın başlangıcı değil mi?" tümcesine kadar geldim ve bunun altını çizdim.
Bir çocuğun ne denli duygusal olduğunu anımsıyor musun?
Mutlak anımsıyorsun. İhtiyarlık diye bir olguya inanmıyorum, çünkü gençliğe de inanmıyorum. Çocukken de, genç iken de ihtiyarı içinde taşıyorsun, yaşlanırken de çocuğu. Ancak yaşlandıkça duygusallaşma biçim değiştiriyor. Gençlik duygusallığı öfke, beklenti, başkaldırma, cesaret gibi duygularla iç içe, ama yaşlandıkça duygusallığa acımsı tatlar karışıyor, buruk. Sanıyorum, algıladığım kadarıyla sözünü ettiğin duygusallık, bu buruk, acılı duygusallık.