Doktor bir ağlama duyar gibi oldu, duyulur duyulmazdı ses. Ancak gözlerden süzülüp dudakların kenarına yavaşça akan, orada kaybolup, insanoğlunun anlaşılmaz sevinçlerinin ve acılarının sonsuz çevrimini yeniden başlatan gözyaşları çıkarabilirdi bu sesi.
ama çok açık olan birşey vardı, şuradan şuraya gitmek için bile olsa kimse araç kullanmaya cesaret edemediğinden, otomobiller, kamyonlar, motosikletler, hatta varlıkları yoklukları bir olan bisikletler bile bütün şehre karmakarışık saçılmışlardı, korku nerede mülkiyet duygusuna ağır bastıysa orada terk edilmişlerdi.
Nasılsınız doktor bey diye sormuştu kuşkusuz, zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde, iyiyim, deyip geçiştiririz ya öyle söylemişti, hatta ölecek durumda olsak bile iyiyim deriz, kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir, olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür.