Muhammed Baki Çelik

Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur. | İsra, 1 Şayet oraya gidemez ve orada namaz kılmazsanız, bari oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin! | Ebû Davud, Salat 14
Din
Reklam
Aksakallı bir koca Hiç bilmez ki hâl nice Emek yemesin hacca Bir gönül yıkar ise Gönül Çalab'ın tahtı Çalap gönüle baktı İki cihan bedbahtı Kim gönül yıkar ise | Yunus Emre
Din
Yanlışın Değeri
İçinde yaşadığımız sistemin yaşama şartlarına, geçim usûllerine, eğlenme ve bilgi edinme yollarına riza göstermezsek hayatımızı idame ettirmenin imkânsız olduğunu düşünüyoruz. Herkes gibi çalışacağız, herkes gibi para harcayacağız, herkes gibi besleneceğiz, herkes gibi seyahat edeceğiz, herkes gibi gazete okuyacak, herkes gibi okullara gideceğiz, herkes gibi giyinecek, herkes gibi toplumsal ilişkiler kuracağız. Bütün bunları tamtamına yapmayabiliriz. Yani herkes bir işyerine bağlı olarak çalışırken biz yaptığımız elişini satarak geçiniyor olabiliriz. Yahut herkes konserve yerken biz yalnızca taze sebze ile besleniyor olabiliriz. Herkes tedavi için hastahanelere ve özel doktorlara giderken biz kocakarı ilâçlarıyla iyileşmeyi deneyebiliriz. Ama bir alanda başkalarından ayrılışımız bir başka alanda başkalarına aşırı bağlılık göstermemizi zorunlu kılabilir, kılar da. Çünkü bazı konularda herkesten ayrılabilmek için bazı imkânlara, özellikle malî imkânlara sahip olmamız gerekir. Malî alanda güçlü olabilmek ise sistemin herkesçe yürütülen düzenin aksamadan yürümesiyle mümkündür. Yani herkes herkes gibi olmazsa siz herkesten ayrı olamazsınız. Önemli olan sizin kendi varlığınızı koruyabilmek için herkes gibi olmaya mecbur bırakıldığınızı hissetmenizdir. Toplum yapısının üzerimize saldığı birinci yıldırıcı kuvvet bu duyguda odaklanır.
Sayfa 440·Kitabı okudu
Din
Doğrunun Mazereti
Soyut bir düşünce olarak Kur'an ve Sünnet doğrultusunda davranmak bütün Müslümanların tartışmasız kabul ettikleri bir düşüncedir. Ama ne yapılırsa Kur’an ve Sünnet doğrultusunda davranılmış olunur? İşte bu noktada, amansız bir tartışma çıkar. Bu tartışma çerçevesinde İslâm'ın kaynaklarının açık ve yalın olarak neyi ifade ettiği düşünülmez. Ne düşünülür? Bugünün şartlarında İslâmî hükümlerin neye “tekabül” ettiği anlaşılmak istenir. Eğer Kur'an-ı Kerim'in lâfzına bağımlı kalınacak olunursa, birçoğunun kendi durumunu açıklayamayacağı bilindiğinden, bu hükümlerin gerçek anlamı nedir diye sorulur ve sonuçta devam edegelmekte olan "yaşama biçiminin haklılığına, isabetliliğine" ulaşılmak istenir.
Sayfa 438·Kitabı okudu
Din