Ne zaman gamlansa mekan, aydınlatıp genişletiyor onu bakır bir Ay. Kendimin misafiriyim. Öyle mahcup edecek öyle sevindirecek ki beni bu misafirlik, sözle ışıldayacağını ve ışıldayacak asi gözyaşıyla kelimeler.
Bekaret takıntısı hakkındaki açıklamalar,erkeklerin "sıkı bir bedene" duydukları arzunun yanı sıra satın aldıkları "malın" yepyeni olduğundan emin olma istekleriyle sınırlı görünmektedir.Öte yandan bekaret düşkünlüğü pek çok kültürde günümüze kadar gelmiştir ve erkeklerin bakir olmaması asla sorun edilmemiştir-büyük olasılıkla, erkeklerin kadınları kontrol edip hakimiyet altına almalarının bir yoluydu. Bakire bir gelin almak,kocası için güç göstergesiydi ve onu evlilik öncesinde bozulmamış halde korumak, babalar ve erkek kardeşler için bir kontrol testiydi.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Derin bir nefes aldı.Pikeyi toplarken, yağmur dindikten sonra tabiatın yaşadığı bakır yorgunluğu hissetti.
Sayfa 104·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
Dışarda, arsada, yağan karın altında, bir yaratılış gücünün neşeli çalışması başlamıştı: Bacaksız Colomb, daha beş dakika önce, yalnız başına kar yuvarlıyordu; şimdi yanında bir sürü korsan vardı ve kartopu kendileri kadar büyümüştü. Kartopu bir dünya kadar büyümüştü, büyümüş, ağırlaşmış, idaresi, yürütülmesi güçleşmişti: Geçtiği yerlerde kar bırakmıyor, kendine katıyordu. Bu arada içine parça parça çamurlar da karışmakta idi. Korsanlar onu, arsanın ortasına getirdiler. Artık bu yığınla yalnız Colomb uğraşıyordu. Öbürleri seyirci idiler; fakat bütün benlikleriyle işe katılmış seyirci. Kardan kitle yontuluyordu: Önce gövde belirdi; bel, göğüs, boyun.. ve boynun üstüne bir baş kondu. Kömür parçaları, gözlerin yerini tuttu, bir havuç burun oldu, nereden çıktığını Allah bilir, bir asker kasketinin fosili de kasket. Kardan adam, dördüncü okyanusun bâkir adasındaki ilâh, işte tamamlanmıştı: Korsanlar onu ancak üç beş saniye seyrettiler ve hemen çılgın bir neşeyle etrafında dönmiye başladılar: Çılgın bir neşeyle, çığlıklarla; çünkü kardan adamın gerçeğini unutmak, ilâhlığını içlerine sindirmek istiyorlardı; idrāki, yaka paça, defetmek lazımdı.. ve bu, âyin yapar gibi, mitingler gibi bir şeydi. Sonra bir kenara çekildiler: Onu seyretmiyor, hatta görmek istemiyorlardı; fakat varlıklarına, ruh ve şuurlarına o, tamamen sinmişti. Onu kabullenmişlerdi ve ona sığınarak efsanevi maceralar anlattılar, palavralar savurdular.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Tam bu sırada; notası Hollywood'tan gelme bir ıslık karşıki arsada çın çın ötüyor: bu, on üç, on dört yaşında bir çocuktur; topaç gibi bir şey ve serkeş saçlar. Arsanın karşısında şöyle bir duruyor. Ihtimal Amerika gōründüğü zaman Colomb da pruvada böyle durmuştu, kim bilir? Sonra çocuk, bir Afrika dansının vahşi figürleri ile, bu ayak değmemiş ülkeye dalıyor. Ve küçücük pabuçlar dördüncü Okyanusta keşfedilen bu bakir adaya bayrağının armasını çiziyor. Bir dörtgen, dörtgenin içine bir çapraz. Bu ne çılgın mutluluktur; fakat çocuk birdenbire donuklaşıyor: Bir kıta keşfedilmiştir, ama keşfedilen cennet de olsa, insan tek başına olduktan sonra neye yarar? Notası Hollywood'tan gelme ıslık yeniden çın çın ötüyor, sınırları taşıyor, camlardan sızıyor, anne kulaklarının sansüründen sıyrılarak, soba başlarında pinekleyen bacaksızların kafalarında anarşist yankılar buluyor.
Sayfa 200·Kitabı okudu
Yakutlar kartala,”Senin bakır kemiklerini kerevet üzerinde muhafaza ediyorum.Senin gümüş iskeletini yükseklere kaldırıyorum.”diye dua eder.
Sayfa 90·Kitabı okuyor