Su gunlerde, “Iyi misin?” sorusunu herkes ayni sekilde cevapliyor. “ Bu ortamda ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyiyim.” Ic karartici haberler birbiri ustune felaket kolaji gibi yapisiyor. Yapisiyor da cantasini caldirmamak icin trenle peron arasina sikisip parcalanan kadin, aksam yemegini istahla yememize mani olamiyor. Ormanlara atilan mazlum cesetler, izleyecegimiz bir futbol macinin keyfine golge dusurmuyor. Sevdigimiz insanlara karsi yapilan buyuk haksizliklar karsisinda bile, dudaklarimizdan ancak birkac zayif cumle dokulebiliyor. Uzuntu kalbe inemiyor, kalp bugzedemiyor.
Bir kilimi uzerinde sevgiliniz gezinecekmis, bir kaskolu cocugunuz boynuna dolayacakmis gibi dokur, bir binayi icinde anneniz oturacakmis gibi yaparsaniz, ne o kilim eskir, ne o kaskol solar, ne o bina yikilir
Kisilerin tek baslarina fazla bir gucleri yoktur; cabalarinin sonucu da dunyanin genel tablosu icinde sezilemeyecek kadar azdir. Allah hic kimseye cok sey yapmak gucunu vermemistir; herkese yapacak bir seyler kalsin diye.
Iki cesit icen vardir. Biri, benim gibi kurtulusu ickiden beklemenin utanciyla icer. Bir de su cevrendekilere bak. Bunlar neden iciyorlar? Toplum icinde yasamanin baskisini, yukunu hafifletmek icin. Cekinmeden bagirmak, yuksek sesle gulmek icin. Disarda bagirmak, kahkaha atmak yasaktir. Sokakta hic gulmemek icin burda gulerler. Boylesi az icer. Ya ben? Iciyorum da kurtulabiliyor muyum? Belki yalniz bas agrisindan..