...Ölüm taşıyan ağulu ve görkemli bir çiçeği koklamaya çekinir gibiyim. Yaşanan mutluluğu her an yitirme duygusu mu? Bilmiyorum. Bana öyle geliyor ki yıllardır ezberlediğim korkulardan başka bir korku bu.
“Aynı odada, aynı masada çalıştığım Suna'nın kimilerinin gözüne yanlışsız görünen o gürültülü, şımarık ve biraz da saldırgan güzelliği değil benim aradığım; benim aradığım, gözden uzak, kimsesiz dağ çiçeklerinin utangaç ve sessiz güzelliği. ‘En güzel ne?' deseler, 'su,' derim. Öyle bir güzellik işte.”