Hem kim bilir, işten dönerken geçeceğim Bolşaya Dvoryanskaya Caddesi’nde karşılaşacağım, hayatını kafasıyla kazanan Mühendis Doljikov’u her seferinde kıskanmadan edemeyecektim belki de! Öyle de olsa şu anda müstakbel çilelerimi düşünmek bana bir hayli eğlenceli bir şeymiş gibi geliyordu. Kendimi kâh bir öğretmen, kâh bir doktor ya da bir yazar olarak düşünerek bir zamanlar fikri yönü ağır basan meslekler hayal etmiştim kafamda ama işte, hepsi de birer hayal olarak kaldılar. Tiyatro gibi, okuma gibi zihinsel hazlara olan meylim bağımlılık derecesinde güçlüydü güçlü olmasına ama bu işlere, yani akıl yoluyla bir şeyler yaratmaya herhangi bir yeteneğim var mıydı, bilemiyorum.
– Şimdi beni dinlemenizi rica ediyorum, dedim. Toplumsal konum dediğiniz şey sermaye ve eğitimin sağladığı avantajdan başka bir şey değildir. Varlıklı ve eğitimli olmayan insanlar ekmeklerini fiziksel güçleriyle kazanırlar. Doğal olarak ben de kendimi istisna görebilmek için herhangi bir neden bulamıyorum.