Bir kitap düşünün ; Her danışanın bir renk olduğu ve bu renklerin farklı farklı hikayeleri , acıları , kaygıları olduğunu . Sade ve samimi bir üslubu olan yazarımız , anlatım tarzı ile okuyucusuyla birebir konuşuyormuş hissi yaratıyor . Kitap boyunca kullanılan dil , akıcı ve anlaşılır olup , okuyucuyu yoğun düşünsel bir yolculuğa davet ediyor . Bu yolculukta ; lerledikçe kendi ruhsal renginizi bulup , o renge göre şifalanıyorsunuz aslında . Ama sifalanma kelimesini okuduktan sonra minnoş bir kitapla karşılaşacağınız , sözüm ona gelişememiş insanların yazdığı gelişim kitapları gibi düşünmeyin . Bu şifalanma sürecende kitap sizi oldukça zorlayacak . Okudukça tramvalarınız , keşkeleriniz , amalarınız ve çünküleriniz gecelerce peşinizi bırakmaycak . Çünkü yazarın nihai hedefi ; ayrılığın beraberinde getirdiği hüzün , kırılganlık ve duygusal çatışmalar üzerine derinlemesine bir keşif sunarken , okuyucunun kendi ayrılıklarını sorgulaması ve bu süreçte içsel bir yolculuğa çıkmasına olanak tanımaktır. Kitap, çoğu zaman okuyucunun kalbine dokunan bir melankoli ile insanın kırılganlığına , dünya hayatının sonluluğuna dair farkındalık yaratır . Bu noktada , duygusal yoğunluğunun bu denli fazla olması kitabın en çarpıcı yanlarından biridir .
Velhasıl , '' VUSLAT ONA , AYRILIK BANA DÜŞTÜ ... '' diyenlerdenseniz önerimdir .
bu güzel kitabı okumam için tavsiye eden canım arkadaşıma sonsuz teşekkürler minnettarım ...