Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
As
10/10
·464 syf.··
2026 13. kitabı
Merhabaaa Yine geldim kalbimi bıraktığım bir serinin final kitabı ile. Ve itiraf ediyorum vedalaşmak gerçekten zor oldu. Çünkü bu hikaye bitmedi, içimde kaldı. Adsız… Ya ben bu adamı size nasıl anlatayım? Anlatamam. Okumanız, onunla birlikte yaşamanız lazım. Okurken dönüp dönüp şunu dedim. “Vay be adsızım,sen bu zamana gelene kadar neler çekmişsin?” Bir insan bu kadar sevebilir mi ya? Adam karısına bir “sevdam” diyor… Sanki dünya susuyor. Tamam kabul, küfürbaz mı? Evet. +18 imalar, argo kelimeler? Fazlasıyla var Ama yakışıyor be. Onlar olmasa Adsız bu kadar gerçek, bu kadar canlı bir karakter olmazdı bence. Gelelim hikayeye. Adsız yetiştirme yurdunda büyümüş, üstün zekası fark edilince devlet tarafından himayeye alınmış ve bir istihbarat subayı olarak yetiştirilmişti. Her göreve gözü kara çıkıyor, her seferinde alnının akıyla dönüyor. İsmi yok. Çünkü hep başka bir isimle yaşıyor. Ama içini kemiren bir soru var. Ailesi kim? Neden onu bırakmışlar? Gerçeği öğrendiğinde hem o yıkıldı hem biz. Çünkü o bir Proje10 çocuğu. İnsan değil, silah olarak yetiştirilen çocuklardan biri. Bir görev sırasında yaptığı zorunlu evlilik. Ama işler planlandığı gibi gitmedi. Çünkü bizimki âşık oldu. Hem de öyle böyle değil. O evlilik gerçek oldu. Üstelik bir bebekleri olacak. Adsız artık gerçek adını biliyor. Yusuf Cem. Anne ve babasını öğrenmiş. Şimdi iki amacı var. Ailesini korumak ve bu Proje10 örgütünü çökertmek. Ama hiçbir şey kolay değil. Ferah’ın dedesi, aşiret baskısı. Proje10 ekibi doğmamış bebeğin peşinde. Ferah’ı ve annesini güvenli bir yere yerleştiriyor. Kendisi ve onun gibi olan Tek ile bu işin peşine düşüyor. Ama önce geçirdiği ameliyatlar. Allah’ım o sahnelerde kahkaha attım. Bizimki şeytana pandik attı resmen Ferah ile karşılaşmaları? Okumanız lazım. O çekim, o diyaloglar,
AsSelin Şafak · Hasrem Yayınları · 202518 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
HOŞÇA KAL ( ne varsa )
7/10
·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 16:45
Kitabımız “ kaybetmek bizim işimiz” diyerek başlıyor. Toplam 29 öykü yer almaktadır. Her öykü içimize tesir eden bir sihirli değnek gibiydi. Öyküler kısa kısa ve yorucu değil. Kitap çok ayrı konulara ve hikayelere sahiptir, Yalnızlık, baş başa kalmak, geçmişin yüklerini taşıyanların hikayesini barındırır. Şermin Yaşar genellikle çocuklara yönelik yazan bir kaleme sahiptir. Ben yazarın her eserini okudum, bunu okumak ise bana ve kitaplığıma neşe kattı. Kitaplarında genellikle saygı, sevgi, özdeğer, yardımlaşma ve sorumluluk duygusunu aşılamaktadır. Ben “ Bamya “ öyküsünü çok sevdim. Ama “Soluk Taşı “ ayrı bir acı bıraktı sinemde. Birazda insanı alıp çocukluğuna eski sokaklara taşıyor. Savrulurken ise bazı duyguların hala yakamızda olduğunu anlıyoruz ve özlem duyuyoruz. Ben kitaba dair çok sevdiğim alıntıları paylaşmak istiyorum ; “Neden? -Çünkü burası Tarihi Hoşça Kal lokantası. Giderken herkes hoşça kal diyor; ben de kimseye "Gitme" demiyorum. Gitme demeyince, tekrar gelmiyorlar. Oturup hoşça kalıyorum lokantada. ( syf : 43 ) “ “Kimse anasından kederli doğmuyor, böyle şeyler zamanla oluyor. Sadece genç kızların gözlerinde görebileceğiniz o gece yıldızı, güneş ışığı, kor alevi parlaklığını söndürecek bir şeyler zamanla çıkıyor ( syf : 84 )” “ Beden üşüse çaresi vardı işte, eyvah ki ruh üşüyorsa (syf : 82 ) “ “Çok üzüldüm. Herkes üzüldü, sonra herkes unuttu. Siz de unutursunuz. Ben unutmadım. ( syf: 105) “ “Gönül bu Münif Abi, kime konacağı belli olmuyor. Ömür bu Münif Abi, ne zaman biteceğiz belli olmuyor ( syf: 17 ) “Eskiden insanlar birbirlerine 'hoşça kal' derlerdi, şimdi sadece gidiyorlar.” O zaman bende diyorum ki Hoşça kal çocukluğum Hoşça kal mahallem Hoşça kal küçük Nermin Hoşça kal hayallerim Hoşça kalın Hoşça kalalım Hoşça kal
Tarihi Hoşça Kal LokantasıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20248,1bin okunma
Yaşasın özgürlük ama gerçekten yaşasın mı Azrail de?
9/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 00:00
Bu kitap... Çok farklıydı. Çok güzeldi ama güle ağlaya okuduğum o üç muhteşem kitaptan çok daha farklıydı. Kademelere ayrılmış bir toplumun en alt kademesine ait yaralı bir oğlanın isyan başlattığı bir distopya olmayı aştı ve bir savaş kitabına dönüştü. Karakterlerimiz çok değişti. Toplum’u yıkmak için mücadele eden o gençler şimdi otuzlu yaşlarda birer yetişkin, Cumhuriyet’in en önemli insanları, evlenmişler ve çocukları var. Hala savaşıyorlar fakat artık farklı amaçlar uğruna. Eskiden onların gençliklerini, içinde bulundukları durumun ağırlığına rağmen çok canlı bir şekilde hissederken şimdi yetişkinliğin getirdiği ağırlık üzerimize çöküyor. Ezilen Pembeler, Kızıllar, Obsidiyenler artık birer yönetici, lider, dük olabiliyor. Bir Altın’a emirler verebiliyor. Lysander büyümüş ve bir zamanlar en büyük hayranı olduğu Azrail’den nefret ediyor. Eskiden Darrow’ı öldürme tutkusuyla yanıp tutuşan Cassius şimdi onu destekliyor... Bu farklılıklar her seferinde gözüme çarptı ve o eski zamanları çok özlediğimi fark ettim. İsyan, devrim... Bayıldığım bir konu. O üçlemeyi okurken isyanın nasıl bir yol izleyeceğini merak ediyordum ve olayların gidişatından manyak bir zevk alıyordum. Karakterlerden manyak zevk alıyordum. Üçüncü kitapta zincirler kırıldı, toplum düştü, cumhuriyet kuruldu. Şimdiyse cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden on sene geçmiş. Fakat hiçbir şey Darrow’ın hayal ettiği gibi değil, bizim hayal ettiğimiz gibi değil. Güneş sistemi üçe bölünmüş ve üç taraf da on senedir birbirleriyle savaşıyor. Karakterlerimiz cumhuriyeti yönetmek konusunda pek de başarılı olamamışlar, Virginia sözlerini yerine getirmemiş. Fakat en önemlisi, Darrow’ın savaşta yaptığı hatalar onu “kahraman” kişiliğinin altına çekti ve cumhuriyetin kırılmaya başlamasına sebep oldu. Kitap boyunca
Demir AltınPierce Brown · Pegasus Yayınları · 2018301 okunma
10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Yemek seçmedi. Özel istekte bulunmazdı. Ne pişirilirse onu yerdi. Çok yemeyi hem sağlığa zararlı bulur hemde israf olarak bulurdu, en sevdiği sebzeler bamya patlıcan ve bakla idi. Zeytin yağlı yemekler tercih ederdi
Mustafa Kemal Atatürk ve SofraYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018190 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2025 157. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 01:40
Merhabalar değerli kitapseverler, Bugün sizlere Duygu Harmancı’nın kaleminden çıkan Doğurma Beni Naime adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Kitabın içerisinde birbirinden farklı 15 öykü yer alıyor. Öykülerde; Tarihi Basmane Garı’ndan Ankara’ya yolculuk edecekleri sırada Aliye ve anneannesinin tren beklerken ve trende yaşadıkları olayları, Bir kız karakterin geçmişinde annesi ve babasıyla yaptığı otobüs yolculuğunda yaşadığı anıları, Bir terzi dükkânına giren karakter ile dükkân sahibi arasında geçen diyalogları, Hollanda’nın Rotterdam şehrinde doğan Leyla’nın gözünden, babasının çevresindeki erkekleri damat adayı olarak değerlendirdiği süreci mizahi bir dille anlattığı hikâyeyi ve daha pek çok farklı yaşam kesitini okuyoruz bu kitabın sayfalarında. Tüm öyküler birbirinden güzel. Bazı öyküleri okurken bir sonraki öyküye geçmeden önce durup, okuduklarınızı düşünmeden edemiyorsunuz. “Hangi öyküyü ya da öyküleri daha çok sevdin?” derseniz, seçim yapmak zor olsa da benim favorilerim Analar Bahtını Yapar Tahtın Şansa Kalırmış, Babamın Kucağı ve Bamya Sümüğü oldu. Benim gibi öykü severlere keyifli okumalar dilerim. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Doğurma Beni NaimeDuygu Harmancı · Alakarga Sanat Yayınları · 202510 okunma