O, sürekli böyle, sürekli Suad'la olabilmek mutluluğunu hayal ederken bir yandan da hayatın böyle olağanüstü bir mutluluğa izinvermeyeceğini, o kadar mutlu olma ihtimalinin var olmadığını düşünüp"Ama bu böyle ne olacak?" diye başını taşlara vururcasına ümitsizliğe düşüyor,acı çekiyor ve eziliveriyordu.
Niçin yarabbim, niçin artık hayat ölmüştü?Hem bir daha geri gelmeyecek şekilde?..Niçin bir daha mümkün değildi? Bir kere mi olacaktı.Böyle hayatı sevdiren, her şeyi güzel gösteren o hayat, o büyük neşe... Artık onlar gitmişti,öyle mi?
Şimdi o zamandan ne kadar, ah ne kadar uzaktı! Artık dönülmesi imkansız olan o hayatı, hayatını gömmüş bir ölü haliyle görüp mahzun ve ümitsizce durakaldı.
Artık ruhu haraptı,gıdasızdı,hayatını nasıl sürükleyecek,kendine nasıl bir rahatlama köşesi bulacaktı?Artık hiç kimseye güvenmeyecek,hiçbir göze aldanmayacaktı!