Ve yine yatmak zamanıydı yine yalnızlıkla beraber uyanacaktı.Bu hayat,idamını bekleyen mahkumun cinneti gibiydi;cinnet onu sarıp sarmalıyordu,her gün ölüyordu yavaşça,usulca...İçinde küçük ölmezlik ümitleriyle, çırpınışlarla,titreyişlerle geçiyordu hayatı.
"Halbuki..."diyordu,evet,bilirdi ki ona sessizlik ve şiir ne kadar gerekliyse ruhunda fırtınaya,karanlığa,zorluğa da öyle derin bir istek vardı.Bu sessizlik dönemlerinden sona gök gürlemesi,öfke ve korkuya da muhtaç olacağını bildiği için başını eğerek:"Halbuki..." diyordu.
Ah, ara sıra ruhunu heyecanla titreten o temiz sevgi ve şiir sürekli olsaydı...Herkes gibi o da hayatı sade,renkli,günahsız gözlerle göreydi...Hayat onu kollarının arasına alıp tırnakları,dişleriyle paralayarak bu hale getirmemiş olsaydı...