Baran Koşun

Baran Koşun
@barankosun
Felsefe, tarih, edebiyat, dinler ve fen üzerine objektif okumalar yapan biri.
İyilik ve Egoizm?
İyilik; Koruma yaparken, korunanı zarardan bertaraf etmek kadar zarar verenin de zarardan uzaklaştırılması esas olmalıdır. Bu örnek dengedeki prensipler esasından bir konuda egoizmin gerçek yüzünü gösterir ve öldürür.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Denkaizm? ( Çoklu hukuk sistemli devlet )
Sizlere kendi tasarlamakta olduğum ideolojiden bahsetmek isterim. Arkadaşlar, Denkaizm; halkın iradesi tarafından 7 yılda bir, hukuklar arasından birinin “üst hukuk” seçilmesidir. Fakat seçilmiş olan üst hukuk, otoriterliği alt hukuk sistemleriyle denge ilkelerine bağlı olan çoklu hukuk sistemi içinde sabittir. Mesela, yargılamanın bireysel tercihe bırakılmasının temel ilkeleri; kişinin üst hukukta verdiği ifade ve menfi çıkar olmamasına bağlı, otoriter bir dengeye sabittir. Örneğin, Amerika’nın hâlihazırda uyguladığı modern hukuk sistemlerinden biri halk tarafından seçilir. Diğer hukuk sistemleri, belirlenen oy baraj seviyesini geçmek şartıyla alt hukuk olarak devlet içinde yine faaliyet gösterebilir; ancak bu seçim bireysel tercihle yapılır. Üst seçilmiş mahkeme, bireysel hukuk tercihini değerlendirir. Menfi ve Denkaist ilkeler arasında bir çelişki görülmezse, kişi istediği alt hukuk sistemine göre yargılanabilir.
Sosyal Etiketleme ( Sadelik sorunu )
İnsanlar yeni veya karmaşık bir kişi/konu ile karşılaştığında, zihinsel belirsizliği azaltmak için onu hızlıca bir kategoriye yerleştirme eğilimi gösterir. Bu süreç; sosyal etiketleme, bilişsel kestirme (heuristic) ve şemalar üzerinden çalışır. Özellikle tartışmalı veya çok yönlü figürlerde insanlar, derin analiz yapmak yerine hızlı bir “tanım etiketi” oluşturarak konuyu zihinsel olarak sadeleştirir. Bu, anlamayı kolaylaştırsa da çoğu zaman yüzeysel ve ön yargıya açık bir algı oluşturur. Tasavvufi tarafından bakarsak buna ölçüsüz nefis algoritmasında "bilmek kolay benliği" denir.
Psikoloji
Görmek ile var olmak aynı şey mi?
Neden bazı insanlar görmediklerine inanmamak konusunda ısrar ederler, bilir misin? Zannettikleri gayb, onlar için yok olandır. Hâlbuki gayb, olmayan değil; varlığı bizim bulunduğumuz boyuta göre kapalı olandır. İnsan, bir cihetle dünyaya, bir cihetle de metafizik âlemlere bakar. Bilim, doğruları bulması için insana yön vermelidir. Ancak bazen insanın dünyevî tarafı bilime yön verir. Hâlbuki insan, dünyaya bakan tarafıyla gerçeği bütün olarak kuşatamaz; ancak bir parçasını ifade edebilir. Tek taraflı bilim anlayışı, gerçeği sadece bulunduğu boyutta aramakta ve araç olarak duyularını kullanmaktadır. Duyular ise yanıltıcıya açıktır ve kişiye, ortama göre değişir. Mesela bir ağacı düşün: Çekirdekten meyveye varıncaya kadar sürekli değişen ve gelişen bir süreç yaşar. Bunlar maddî prensiplerdir. Bir de ona hükmeden kanunlar vardır ki bunlar elle tutulmaz, duyularla hissedilmez. Bu varlığın metafizik boyutudur. Hatta ağaca hükmeden kanunlar da şuurlu olmayacağı için onların da hâkimi çok farklı olmalıdır. Görmediğine inanmamaktan yola çıktık, nerelere geldik.. Etrafımızda görüp, duyduğumuz, kavradığımız o kadar çok şey var ki, görünmeyen tarafı görüneninden daha fazladır. Şair Niyazi-i Mısri ne güzel söylemiş: “Haktan âyân bir nesne yok, gözsüzlere pinhân imiş.”
Psikoloji