Puan vermedi·147 syf.··
2026 254. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:12
Kitap güzel başlamıştı samimi diliyle anadoluda bir köyde gezintiye çıkmış gibi hissetmiştim ama birkaç yerde hayal kırıklığı yaşadım. Kitaplık açılışına duanın zararı yoktur derken faydası yoktur ama zararı da olmaz gibisinden bir kinaye hissetmiştim ama tam emin olamamıştım ki köyün imamına ''Allah kazancı mübah saymıştır. Üzümden şarap yapmakla kazancımızı sağlıyoruz. Allah bunu yukarda görüp durur biz işimize bakalım. Bakınız sapla samanı karıştırmayınız Allah Kuranda şarabın sarhoş olup gönül kıracak derecede içilmesini yasaklamıştır. Sağlık için her gün bir bardak şarap içmek faydalıdır.'' şeklinde nasihat verdirince yazar emin oldum. Dini konuya hiç girmeyebilir yazar ama fetva verecek derecede özellikle gençleri ve dini bilinci olmayanları etkileyebilecek dini safsataları kitapta sunmak yakışmaz diye düşünüyorum. Kitabın ana fikri herkes okusun çok doğru ama okuduğu şeyleri de iyi seçmek şartıyla.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Puan vermedi
*Metin spoiler içerir. Metin hakkında ne diyebilirim? Bir eleştiri metni olduğunu söylemek mümkün. Neyi eleştiriyor peki? Toplumu eleştiriyor. Bunu muazzam bir şekilde yapıyor. Bazı kurgularda mesajı alırsınız ama eleştiri çok saydamdır, belli olmaz. Bir bardak süt gibi. Süt oldukça barizdir, onu görürsünüz; içini doldurduğu bardaksa daha müphemdir, sınırlarını fark eder, onun şeklini kaba taslak algılarsınız ama içinde taşıdığı süt ya da üstünde durduğu masa gibi değildir. İşte metin tam da bu bardağın saydamlığına benzer bir eleştiri yapıyor, metnin sonlarında bu oldukça açık hâle geliyor, hatta eleştiri sanki sadece o son kısımlarda gerçekleşiyor gibi geliyor başta. Fakat düşününce, dikkat edince bütün metnin aynı şeye parmak bastığını fark ediyorsunuz. Metin ''dönüşüm'' teması üzerine kurulu. Katil, mahpusa, mahpus kurda dönüyor. Rahip sapığa, masum 'cilveli'ye dönüyor. Din karşıtı rahibe, çocuk kurda dönüyor. Bu dönüşüm tekrar tekrar, bazen yıllar içinde, bazen aniden gerçekleşiyor. Metin hem bireylerin hem de kalabalıkların dönüşümüne değiniyor. Bu dönüşüm bir çeşit zıtlık içeriyor: dönüşen sıklıkla mevcut karakterinin, niteliğinin tamamen zıttına doğru bir dönüşüm geçiriyor. Oldukça masum, yumuşak huylu bir çocuk olan Bernard kan içmek için insan öldüren bir kurda dönüşüyor mesela. Annesi saf bir köylü kızından oğlundan hamile kalmaya varan bir seks bağımlısına dönüşüyor. Dini alaya alan Galliez rahip olacak kadar dindarlaşıyor. Halk bir devrime bir aristokrasiye sempati duyuyor... Başkarakter arkaplandaki Paris'in bir temsilcisi. Yazar da herkesin kurtadam olduğunu söylerken buna bir miktar değiniyor zaten. Bernard'ın hikâyesi Paris'te başlıyor. Başlarda şehir nispeten durgun. Aslında ocağın altı açık, tenceredeki su yavaş yavaş ısınıyor ama kaynamasına
Paris’te Bir KurtadamGuy Endore · İthaki Yayınları · 202144 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsan, acıyla yoğrulur ve mayalanır.
Puan vermedi·159 syf.··
2026 16. kitabı
Bu kitabı okurken bende hiçbir şekilde bu kadar tesir bırakacağını düşünmemiştim. Kitabı bitirdiğimde bir süre ağladım. Hani acı bir olay yaşarsın da bir bardak su getiren birinin olmasını beklersin; biraz sakinleşmek, o duygunun ağırlığından bir nebze olsun kurtulmak istersin ya… İşte o ağırlık hâlâ, bu satırları yazarken bile üzerimde. O suyu getirecek birini beklemek yerine masanın başına geçtim. Bir bardak su uzatamadım kendime; onun yerine kalbimden taşan kelimeleri kâğıda dökmek istedim. Belki de bazı acılar suyla değil, ancak yazıyla hafifliyordur. Zehra’nın mektubu bitirdikten sonraki afallayışı beni derinden sarstı. Yıllardır doğrularını yanlış bildiği bir adamın üzerine kurmuştu. Hayatındaki insanlarda bulamadığı erdemlerin, en nefret ettiği kişide bulunduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Fakat bence Zehra’nın yaşadığı acı yalnızca babasını yanlış tanımış olmanın acısı değildi; kendi vicdanıyla karşılaşmanın acısıydı. İnsan bazen bir başkasını affetmekte değil, kendisini affetmekte zorlanır. O acıyı hissettikten sonra, babasının yırtık çoraplarından görünen ayaklarına bakarak ağlaya ağlaya giderken, onu orada yalnız bırakmaması… O satırları okurken ben de Zehra ile birlikte eğilip o ayakları öpmek istedim. Çünkü orda yalnızca bir babanın çektiği çileyi değil, geç fark edilen bir sevginin ve gecikmiş bir merhametin ağırlığını da gördüm. Zehra artık okulunu tamamlamış, muallim olmuştu. Oysa kitabın ilk sayfalarını elime alıp hikâyeyi herkes gibi bildiğimde, Zehra’ya sarılıyor ve ona hak veriyordum. Babasını suçluyor, onun öfkesiyle birlikte öfkeleniyordum. Kitabın sonunda ise fark ettim ki Zehra’nın eksik olan yanı bilgisi, zekâsı ya da doğruluk anlayışı değildi; acıma kabiliyetiydi. Belki de Reşat Nuri’nin anlatmak istediği buydu: İnsan yalnızca
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
tam bir zaman kaybı
3/10
·328 syf.··
2026 57. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:37
Kısaca konusundan bahsedeyim. Tess, babasının ölümünden sonra yıllarca annesiyle yaşamış ve kendi hayalleri doğrultusunda bir hayat kurmaya çalışmıştır. Ancak annesinin emekli bir mafya lideriyle evlenmesiyle hayatı tamamen değişir. Bu evlilik sayesinde Yunan mafyasının başındaki Nikolas Stathoulis onun üvey ağabeyi olur. Tess, film yapımcısı olma hayalinin peşinden gitmek isterken Nikolas onu koruma bahanesiyle hayatını kontrol etmeye çalışır. Özgürlüğüne düşkün olan Tess ise bu duruma boyun eğmez ve ikili sık sık karşı karşıya gelir. Aralarındaki güç savaşı zamanla yerini inkar edemedikleri bir çekime bırakırken, Tess kendini mafyanın tehlikeli dünyasının tam ortasında bulur. Sinir krizi geçireceğim. Uzun zamandır bir erkek karaktere bu kadar sinir olduğumu hatırlamıyorum. Kitaba başlamadan önce yorumlardan Nikolas’ın pek sevilen bir karakter olmadığını görmüştüm ama açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Okurken gerçekten elim ayağım titredi. Ben dark romance okuyan biriyim ama bu türü okurken özellikle dikkat ettiğim şeyler var. Güçlü, karanlık ve ahlaken gri karakterleri okuyabilirim fakat kadın karakterin sürekli aşağılandığı, tehdit edildiği ve baskı altında tutulduğu kitapları özellikle okumamaya dikkat ediyorum. Malesef çok araştırmadan okuduğum bir kitaptı o yüzden sevmediğim çoğu şeyle karşılaştım. Nikolas karakteri baştan sona tam bir red flag. Adamın konuşmalarının büyük kısmı emir vermekten, tehdit etmekten ve insanları kontrol etmeye çalışmaktan oluşuyor. Sürekli karşısındaki insanların hayatı kendi iki dudağının arasındaymış gibi davranıyor. Tamam, mafya liderisin. Tamam, güçlü bir adamsın. Ama ben daha önce onlarca mafya kitabı okudum ve hiçbirinde bu kadar kibirli, bu kadar buyurgan ve bu kadar tahammülsüz bir karakterle karşılaşmadım. Öyle ki en
1000Kitap
Günahkârın OyunuMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202648 okunma
7/10
·480 syf.··
2023 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 00:00
kitaptan önce filmini izleyen biri olarak, filmi sadece eğlenceli bulduğum için, kitabının da akıcı olacağını düşünerek başladım okumaya. ama atladığım şey, filmler her zaman kitaplara nazaran daha kısır olduğu gerçeğiydi. lou'nun eğlenceli, sevecen, ışıl ışıl dış portresinin altında, bir labirent travması, kardeşi ile sürekli karşılaştırılmanın zorluğu, fiziksel özelliklerinin asla kabul görmemesi, herkes tarafından bir hayli eleştirilmesi kolay kişi olduğunu okumak çok zordu. bunun yanında, seçeneklerini sınırlandırdığı, kendini bu şekilde mutlu kıldığı da aşikardı. ne demişlerdi 'mutluluk bir seçimdir.' tam olarak bu cümlenin vücut bulmuş hali diyebiliriz lou'ya. will ise, lou'nun tam tersi bir karakter. gerçekten başarılı, başarısına hayran, dolu dolu yaşayan ve yaşadıkları ile mutluluğu arayan birisi. ikisinin kesiştiği nokta ise, oldukça ironik. hayatı yaşayarak seven will'in omurilik zedelenmesi ile tamamen bağımlı hale gelmiş olması ve çocuksu coşkusuyla, lou'nun ona bakıcı-arkadaş olması. lou tam kendisinden beklenen içtenlikle, sevecenlikle will'e hayranlık ve aşk arası bi duygu beslemeye başladı ve will de olan her şeyden sonra ona gerçekçi, kırılacak bir bardak gibi davranmayan tek insana aşık oldu. çok bilindik bir hikayede, güzel neşeli kız yakışıklı zengin ama hasta adam birbirlerine aşık olurlar ve mutlu şekilde yaşarlar diye devam etmesini bekledik tabii ki hikayenin ama hiçte öyle olmadı. jojo'nun bize hazırladığı sürpriz de tam buradaydı işte. bazen sevmek, hapsetmek değildi. özgür bırakabilmekti. kendi mutluluğuna karar verebilmesi idi. kitap sadece iki kişi etrafında da değildi tabi, anne ve babalar, patrick, kız kardeşler, hepsini ayrı ayrı birer ana karakter olmayı başarmış ve yazar hepsinin gözümden de hikayenin bir bölümünü anlatarak
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201333,1bin okunma
Yorum
7/10
·352 syf.··
2026 32. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:44
tek solukta bitirilebilecek bir kitap, genel olarak begendim. sadece spoiler// kimsenin eylule tam anlamiyla inanmamasi ozellikle gokcenin incide bir sorun oldugunu bilmesine ragmen hic sorgulamadan eylulle gorusmek istemeden iletisimi kesmesi pek gercekci gelmedi. onun disinda incinin intikami vs gayet hakli bir sebebe dayandirilmis. kitap boyu da en kuruldugum insan emirdi. rezalet biri. irite ola ola okudum. eylulun tasviri maslak metro cikisi otoparkin onunden gecerken gordugum beyaz yakalilarin aynisiydi top 5 korku olayindandir misal. onun disinda sonunun asiri mindfck oldugunu dusunmuyorum o kadar olayla ugrasirsan tabii delirirsin yani. ki bence delilik noktasinda da degil sadece sinir yipranmasi falan aliskanlik olmustur 2 bardak cikarmak. yine de aklimizi kurcalamasi guzel bir detay olmus. spoiler sonu// yazarin okudugum 2. kitabi, on dun onceki kizin ustune cikabilecek bir calisma olabilecegini dusunmuyordum yine de bu eseri de yaklasti diyebiliriz.
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202669 okunma