Her şey bu kadar hızlı bir şekilde ‘yaşanıp biterken saygısızca’ bir yavaşlama ihtiyacı hasıl oldu sanırım: Zaman içinde derinleşen ve süreç içinde heyecanını kaybetmeyen flörtlere duyduğumuz ilgi ve özlem artmaya mı başladı? Slow tekrar cool mu oluyor? Ne dersiniz?
Slow dating son yıllarda flört ilişkilerinde yükselişe geçen bir trend olmaya başladı ve bazen intentional dating olarak da kullanılıyor. Genelde şöyle tanımlanıyor:
“Birini yavaş yavaş; samimiyet, merak ve sabırla tanıma sanatı. Nicelikten ziyade niteliğe, dürtüden ziyade niyete ve sadece kimyadan ziyade bağlantıya öncelik veren bir tanışma şekli.” Bir başka tanım slow dating’in katı kurallar koymak veya cinsel yakınlaşma için belirli süreler beklemekle ilgili değil, sürece neşe katmakla ilgili olduğunu vurguluyor. Son olarak bir başka tanım, romantik bir ilişkiye dalmadan önce birini tanımaya yönelik bilinçli ve kasıtlı bir yaklaşım diyor slow dating için.
Şu farkı vurgulamak önemli: Slow dating bir belirsizlik yaratma fikrine dayanmıyor. Haziran 2025’te The New York Times’ta Rachel Drucker’ın yazdığı bir yazıda “directionless orbiting” (yönsüz yörünge) diye bir kavram geçiyordu. Niyetsiz bir yörüngede savrulma halini andırıyor. Slow dating derken bu yörüngesizlik halinden bahsetmiyoruz; yani sırf birini çevremizde tutmak için oyalamak veya bekleyişte bırakmak değil amaç.
…Günümüzde flört etmek adeta olimpik bir spor gibi; swipe (kaydırma) kültürü ve doğru kişiyi bulma baskısı arasında tükenmiş hissetmemiz şaşırtıcı değil. Peki ya çözüm, daha hızlı olmak değil de yavaşlamaksa?
…Sahiden de seçeneklerin bol olması bize mutluluk olarak satıldı. Bir seçim yapıp diğer seçenekleri “öldürmek” korkutucu bir hale geldi. Kapitalizmin vaadi “istediğin her şeye her an erişebilmelisin” üzerine kurulu olduğu için