Hasta olana hakikaten doğa da hastadır, iyi olana ise doğa yaşam pınarıdır. Doğal bir güzellik öğesini düşünmeye dalan kimseye ne bir bela erişebilir ne de hüsran. Çaresizlikle içiçe geçmiş manevi ve politik baskı ve boyuneğiş öğretileri, asla doğanın dinginliğini tadanlarca vaaz edilmemiştir.
Toplum hep hastalıktır, en iyi toplum en hastasıdır. Onda ne çamların esenlik dolu kokusu vardır, ne de yüksek çayırlardaki içe işleyip tazeleyen ölmezotu kokusu.
New England’da bizi her yıl daha az sayıda güvercinin ziyaret ettiğini söylemeyi adet edinmişizdir. Bunun gibi, yetişen her insanı da yıldan yıla daha az düşünce ziyaret etmektedir, çünkü zihnimizin ormanları tahrip edilmiştir- ya lüzumsuz hırs yangınlarına kurban edilmiş, ya da kereste değirmenine yollanmıştır, düşüncelerin tüneyebileceği sadece bir iki dal kalmıştır. Artık düşüncelerimiz ne yuva yapıyor ne de ürüyor.
Benim bilgiye olan isteğim dönemseldir, ama beynimi adımlarımın yabancı olduğu ortamların havasıyla yıkama isteğim kalıcı ve sabittir. Erişebileceğimiz zirve, Bilgi değil Akla duyulan Sevgi’dir.