Birinci cilt, faili meçhul bir cinayetin travmasıyla yaşayan bir anne-oğulun (Rudge'lar), birbirine düşman iki soylu ailenin ve babasının baskısından kaçan bir gencin hikayesini, büyük bir halk isyanının eşiğine getirip bırakır.
Hikaye, Londra yakınlarındaki Chigwell'de, Maypole Hanı'nda başlar. 22 yıl önce işlenen korkunç bir cinayetin ( Haredale'in abisinin ve uşağının öldürülmesi) gölgesi hala herkesin üzerindedir.
Barnaby Rudge, cinayetin işlendiği gün doğan, zihinsel olarak saf ama doğayla ve kargası Grip ile derin bir bağı olan gençtir.
Dickens, toplumsal gerilimi iki farklı aile üzerinden işler: Haredale-Chester: Katolik Geoffrey Haredale’in yeğeni Emma ile Protestan Sir John Chester’ın oğlu Edward birbirine aşıktır. Ancak içten pazarlıklı Sir John Chester, bu ilişkiyi bitirmek için sinsi planlar yapar.
Willet Ailesi'nde ise durumlar şöyledir: Maypole Hanı'nın sahibi John Willet, oğlu Joe'yu sürekli aşağılar. Sonunda dayanamayan Joe, sevdiği kız olan Dolly Varden'a da kavuşamayınca orduya yazılmak için evi terk eder.
Arka planda sürekli bir huzursuzluk hakimdir. Lord George Gordon adında fanatik bir karakterin önderliğinde, Katolik karşıtı büyük bir halk ayaklanması (Gordon İsyanları) yavaş yavaş örgütlenmektedir. Zengin ve fakir arasındaki "makas" açıldıkça, bu siyasi nefret masum insanları da içine çekmeye hazırlanır.
Kitabın adı Barnaby Rudge olmasına rağmen Barnaby 1. ciltte olayların merkezinde bir "kahraman" gibi değil, daha çok dekorun bir parçası veya bir sembol gibi duruyor. Sadece saf ve kargasıyla yaşayan biri olarak kalması aslında Dickens'ın bir tercihi. Barnaby, etrafındaki sinsi ve politik dünyanın içinde lekesiz bir boşluk gibi. Diğer herkesin gizli bir ajandası varken (Chester'ın planları, Haredale'in öfkesi gibi), Barnaby'nin hiçbir planı