Bu kitaptan akademideki hocam çok övgüyle bahsetti. Ben de çok merak ettiğim için kitap sepetime ekledim. İyi ki de bahsetmiş ve ben de okumuşum. Kitabın bize vermek istediği mesajlar çok kıymetli.
Barnaby Brocket, doğduğu andan itibaren ayakları yere basmayan, sürekli havaya doğru süzülen farklı bir çocuk ve ailesi onu farklı bir çocuk olduğu için istemiyor. Normal bir insan gibi yürüyebilmesi için içine kum torbaları koyulmuş bir sırt çantası kullandırıyorlar. Daha sonra annesi ve babası Barnaby’i istemedikleri için ondan kurtulmayı düşünüyorlar. Annesi bir gün gezmeye çıktıklarında Barnaby’nin sırt çantasının altını kesiyor ve kum torbalarını patlatıyor. Barnaby ağırlık azaldıkça yükselmeye başlıyor ve maceralar da burada başlıyor. Buradan sonra Barnaby, onu istemeyen ailesinin yanına geri dönmek istese de yolda çeşitli maceralarla karşılaşıyor ve eve dönmesi çok uzun zaman alıyor. Karşılaştığı her macera, her insan bize farklı mesajlar veriyor ve bir farklılığa değiniyor. İnsanların farklılıklarının önemli olduğuna, bizim kafamızdaki kalıplara uymayan insanlarda anormal durumlar olmadığına, farklılıkların sevilmesi gerektiğine değiniyor. Kitabı okurken dışlanmış insanlarla empati kurmamızı sağlıyor.
Kitabı okurken çok keyif aldım. Dil ve anlatımı sade. Başka çocuk kitabı yazarlarına ve çocuk kitaplarına da değiniliyor. Vermek istediği mesajlar kolay bir şekilde anlaşılıyor. Çocukların yabancılara karşı dikkatli olmalarının mesajı veriliyor. Fakat kitapta her ne kadar güzel mesajlar veriliyor olsa da bir macerada LGBT normalleştiriliyor ve küçük bir çocuğun hamileliği söz konusu. O yüzden ben çocuklara okutulmasını pek uygun bulamadım. Yetişkinler maceralarla dolu bir kitap arıyorlarsa okuyabilirler.