Kaldığımız apartmada ki karşı komşumuz sürekli içiyordu. Karısını dövüyordu. Herkes onlardan şikayetçiydi. Biz de yoksul olduğumuz için evden dışarı çıkmıyorduk, ben kimseyle oynamıyordum. Sonunda öğrendik ki komşumuz taşınıyormuş. Ardından sen taşındın evimizin karşısına. Önce uşağın eşyalarını getirdi. Kitapların, vazon hepsini görmüş ve seni daha görmeden hayranlık duymuştum. Sen geldiğinde ise sana olan hayranlığım artmıştı. Sürekli sizin kapının tokmağının çalmasını bekliyor, anahtar seslerini dinliyordum. Annem ise bunların farkında değildi. Seninle yatıp seninle kalkıyordum.
Bir keresinde uşağın eve girip çıkıyor. Eşya taşıyordu. O an cesaretimi toplayıp ona yardım etme teklifinde bulundum. Başta şaşırsa da kabul etti. Anlık olarak evine girsem de her şeye o an bakmaya çalıştım. Masanın üzerindeki vazoya, kitaplara hepsine göz gezdirdim. Senin okuduğun kitapları okuyor, senin gibi yaşamaya çalışıyordum. Bazen seyahatlere gider ve uzun süre gelmezdin. O süre benim için bitmek bilmezdi. Evinden kalabalık eksik olmazdı. Bazen evinden kadınları çıkarken görürdüm.
Annem ise duldu. Başka biri ile görüştüğü için benim bu yaptıklarımı fark edemiyordu. Bir gün evlenmek istediğini, buradan ayrılacağımızı söyledi. O an düşüp bayıldım. Burayı bırakıp gitmek istemiyordum. Ama gitme günü gelip çatmıştı. Annem özellikle eşyaları taşımak için benim okulda olduğum zamanları seçiyordu. Eve geldiğimde eşyalar taşınmış oluyordu. Gittiğimiz şehirde çok mutsuzdum. Etrafımdaki insanlar beni mutlu etmeye çalışıyordu. Annemin evlendiği kişinin durumu iyiydi. Ama ben senin yanında dönmek istiyordum. Sonunda onları ikna ettim ve geri dönmek için izin aldım. Üvey babam yardımcı olacağını söylese de kendime iş buldum.
O şehre tekrar geldiğimde o kadar heyecanlanmıştım ki. Bir gün sokağın
Baron hayatı boyunca hiç zorluk görmeden yaşamıştır. Ailesinin ölümünden sonra kendisine büyük bir miras kalır. Bu miras hayat boyunca hiç çalışmadan yaşamasına yetecek kadardır. Böyle bir rahatlık olunca da Baron kendisini hobilerine vererek rahatça yaşara ancak hayatta istediği her şeyi elde etmesi onu bunaltmış bir boşluğa düşürmüştür artık hiç bir şeyden zevk almıyordur. Yapmış olduğu hobiler bile ona heyecan vermiyor. (Yazar bu bölümlerde Baron un içinde bulunduğu sıkılmışlığı çok güzel anlatmıştır.
Çok bunaldığı bir gün sokakta boş boş gezmektedir. Can sıkıntısından bir faytona binmiş o gün At yarışları olduğu için faytoncu onun at yarışına gideceğini düşünür. Baron da tepki vermez ve at yarışlarına gider. At yarışlarının izlendiği türbinlerde insanları izlerken gözü güzel bir kadına ilişir. Kaçamak bakışlar ile kadınla bakışmaya başlar. Bu bakışmalar Baronun içinde küçük bir heyecan uyandırmıştır. (Yazar bu bölümde içsel konuşmaları gayet güzel anlatmıştır.) Kadının yanında da şişko kısa kocası vardır büyük ihtimalle kadın parası için bu adamla birlikte diye düşür. Baron içindeki heyecanı dahada artırmak için onlara iyice yaklaşır, at yarışları başlayınca bir şekilde kadının kocası ile çarpışır ve adamın elindeki biletler yere düşer Baron da o biletlerden bir tanesine ayağı ile basarak adamdan saklar. Yarış sonunda o bilet belli bir miktar para kazanır. Kahramanımız o parayı alıp almama konusunda büyük bir çelişki yaşasa da da gider alır sırf bunları kendisine yeni bir heyecan içinde bir kıpırtı oluşturmak için yapmaktadır.
Yarış bittikten sonra faytonla geri döner hala içinde bir boşluk vardır. Kazandığı paradan faytoncuya bolca bahşiş bile verir. Akşam saatlerinde varoş sokaklarda gezer hareketli bir cadde de bir çay bahçesine oturur. Saat iyice geç
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,7bin okunma