Hakkında yıllardır yazılmış çizilmiş olan Tutunamayanlar'ı çok uzun solukta da olsa okumayı başardım. "Başardım" diyorum çünkü gerçekten yorucu bir süreç. Bu kadar zorlaştıransa kitabın karışıklığı diyebiliriz. Turgut ve Selim'in kafasından geçen düşüncelerin hızlı akışı olsun Atay'ın ağır dili olsun zaman zaman zorluyor sizi.
En çok ilgimi çeken kısımlardan biri de Atay'ın kitabın içindeki bazı yerlerde gerçek olmayan yer, kişi ve olayları gerçekmişçesine bu kadar detaylandırarak anlatabilmiş olması. Diğer kısımsa -diğer okuyanların da aynı fikirde olduklarını düşünüyorum- Atay'ın ne kadar kültürlü bir insan olduğu. Kitapta yaptığı göndermeler; bahsettiği yazarlar, olaylar, kişiler; size araştırma hissiyatı getirecek cinsten.
Kitabı okurken sonuna odaklanmayın. Süreçlere ve durumlara odaklanın. Selim'in ve Turgut'un sıkıntısına odaklanın. Nedenine odaklanın. Tutunamayanlar hayatın tekdüzeliğine ve normalliğine ayak uyduramamış insanlardır. Selim'e de çocukluğundan beri "normal" olmadığını düşündürmüşler. Selim, kaşığı bile diğerlerinden farklı tuttuğunu düşünen biri. Hayatı boyunca da "normal" insanların arasına girmeye çalışmış ama başarılı olamamış. "Kim peki bu "normal" insanlar?" diye düşünmeden edemiyor insan. Düşünmeyen insanlar mı? Önemsemeyen insanlar mı? Bana kalırsa Selim de gayet "normal" insan olabilirdi ama onu ayıran önemli bir detay vardı. Selim düşünürdü, çok düşünürdü. Selim önemserdi, fazlasıyla. Selim gülünç duruma düşmek istemezdi. Selim hata yapmak istemezdi. Hayatı bunları düşünerek geçti ve sonunda da düşünecek bir şey kalmadı.
Kitabı okuyanlar Selim'in aslında yalnız bir insan olmadığını görmüş olmalılar. Hayatından o kadar çok insan gelmiş geçmiş ki... Fakat kitapta da yakındığı gibi, hiçbir işte yapamadığı gibi insan ilişkilerinde de