Tüketici çok kötü bir insandır. Çünkü üretici ne kadar aktif ise tüketici o kadar pasiftir. Tüketici, enayi bir adamdır. Yani hep birileri “sen şunu al, sen bunu al” der, o da, “acaba ben şunu mu alsam, bunu mu alsam” tereddütü içinde yaşar. Memleketi veya geleceği hiç umurunda değildir. Bu mantıkla yetiştirdiğimiz zaman, yani senin yetiştirdiğin gençler üretici değil tüketici oldular mı, onlardan memleketle ilgili başka şey beklemeyin. Başka şey yapamazlar. Onlar sadece daha çok tüketebilmek için daha çok para kazanmayı düşünürler. Daha çok para kazanmak için de yapmayacakları yoktur.
Üreticilik vasıflarıyla yetişmesi lazım gelen gençler Atatürkçü bir eğitimden geçseler o takdirde Mustafa Kemal’i de anlarlar, Kemalizm’in ne olduğunu da anlar ve memleketin geleceği için ne yapmak lâzım geldiğini de. Ama sen Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu deler, misyoner okullarını bu defa devlet eliyle kurarsan ve yabancı dili memlekette yaygınlaştırırsan, özel eğitimi teşvik edip devlet eğitimini üvey evlat haline getirirsen, o zaman ne yetişiyor, o zaman üretici yetişmiyor tüketici yetişiyor.