Zaman diye bir şey yok, diyorsun merdivenleri yavaş yavaş çıkarken. Zaman, sadece şimdi. Geri kalan her şey, geçmişle gelecek, hiçbir zaman var olmayan yapbozun parçaları.
Belki bu sefer bulamam, belki gerçekten de bazı hikayelerden sağ çıkmak mümkündür diyorsun kendine. Bütün olasılıkları bir kenara bırakıp, çocukluğundan kalma battaniyeye sarılıyorsun. Üşümüşsün. Üzgünüm, diyorsun aynadaki yüze, sadece sana ulaşmanın bir başka yolunu daha arıyorum o kadar. Kurtulman gereken bir hikayen olduğuna inandırmıştın kendini. Oysa bu hikayeden hiçbir zaman kurtulamayacaktın.
Kendimizi içimizdeki yıkıcı uğraşlarını sürdüren içselleştirilmiş ebeveynlerden kurtarmamız gerekiyor, ancak böyle kendi hayatlarımızı onaylayıp kendimize saygı duymayı öğrenebiliriz.
Kendi bedenim, daha fazla özerklik ve özgüven kazanmamı sağlayan bütün gerekli bilgilerin kaynağıdır. Yalnızca çok uzun süre içimde hapsolmuş duyguları hissetmeme izin verdiğim zaman, geçmişimden kurtulmaya başladım.