Polisiye edebiyat camiası yeni bir karakter kazandı: Başkomiser Perihan Uygur. Perihan Uygur'da en çok sevdiğim şey zorlama bir karakter olmaması oldu. İyi düşünülmüş, ince işlenmiş bir roman kahramanı. Hatta bana #MidsumerMorders serisinin Tom Barnaby'sini hatırlattı.
Kitabın ise çok başarılı bir ilk polisiye olduğunu düşünüyorum. Ben katili tüm ipuçları verildikten sonra bulabildim.
Okumanızı tavsiye ederim.
Bu yıl ayda iki kitap okumayı kendime hedef olarak koymuştum. Yüksek bir hedef olduğunu bilmeme rağmen "olsun" demiştim; "hedef yüksek kalabilir. Belki de ayda 2 kitap okurum". Mart ayına geldik ve ben üçüncü kitaptayım:)))
Birçok kitapsever için kaç kitap okuduğu değil, ne kadar haz aldığı kriterdir. Benim için de öyle aslında ama test çocukları olarak itiraf edelim; ben 2 günde bir kitap bitiririm demek çok havalı geliyor bizlere (sınıfınızda ben bu hafta 3 tane test kitabı bitirdim diyen bir tip vardı muhtemelen).
Peki sizler için durum nedir? Kaç kitap okuduğunuz kitaplardan aldığınız hazzın önüne geçer mi?
Polisiye en çok sevdiğim tür. Piyasadaki her kitabı okuduğumu iddia etmiyorum ama küçüklüğümden beri çok sayıda polisiye roman okudum.
Bu kitap, benim için bir tatil kitabı olabilir, daha fazlası değil. Bununla ne demek istiyorum? Sizi fazla yormadan ister sahilde, ister yolda rahatlıkla okuyabileceğiniz bir kitap.
Konu kesinlikle klişe değil ve bu büyük bir artı.
Fakat karakterler yüzeysel kalmış. Karakterlere dair verilen bazı ayrıntıların bağını da kuramadım. Örneğin Claps neden bir köpek sahiplenmek istiyor? Hikaye ile hiçbir bağı yok ama bu konu birden fazla defa karşımıza çıkıyor.
Bu gibi nedenlerle kitaba düşük sayılabilecek bir puan verdim.
Tavsiye eder miyim? Kafa dağıtacak, rahat okunan bir kitap istiyorsanız neden olmasın? Ama güzel bir polisiye okumak isterseniz başka kitap tercih etmenizi öneririm.