“Hiç kuşkusuz insan başka yollarla da var edebilir kendini, diyelim uzun bir öpüşmenin derinliklerinde kaybolarak, bir bakışın ateşinde yanarak, bir kitabın ruhunda doğarak, bir dokunuşla sarsılarak ya da şu an hatırlayamadığım daha akıllıca yahut daha aptalca birtakım şeyler yaparak da var edebilir. Çarçabuk doyan küçük karınlı bir ruha sahipse, bir köşeye oturup sadece çekirdek çitleyerek de var edebilir sözgelimi.”
“Sonun son olduğunu bilince insan telaşlanıyor haliyle; ya boğazına yumruk iriliğinde kaskatı bir şey düğümleniyor da dut yemiş bülbül gibi kalıyor ya da bencileyin çenesi düşüyor.”
“Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum her eseri muazzamdı. Heba ise başyapıtıdır bana göre. Kitapta şiirsel bir dil hakim ki bu, Toptaş’ta okuyucuyu asla sıkmayan bir şekilde yediriliyor. Yoğun bir anlatım hakim fakat yorulmuyor okur. Kitapta insanın hoşuna giden bir ritmiklik var. Toptaş postmodern bir yazar ve bu kitapta da akımı inanılmaz işlemiş.Karakterlerin anılarını okurken, geçmişle hesaplaşmalarına da şahit oluyoruz. Kitapta kronoloji belirsiz, karakterlerin zihinsel yolculukları mekanın da tıpkı zaman gibi iç içe geçmiş olduğunu vurguluyor bize. Bilinç ve bilinçaltı romanın en belirgin unsuru. Karakterlerin içsel arayışları, travmaları, birbirinin iç dünyalarıyla birleşmeleri, içsel yolculuklarda sürekli bir rehber olması ise bunun en önemli kanıtı. Heba, bir hayatın boşa geçmesi değil, insanın susturduğu duyguların geçmişin ve pişmanlıkların romanı.”
HebaHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20145bin okunma