Ne kadar terakki ederse etsin insan tek gayesi imanını kurtarmak olmalıdır. İşte yegâne hedef başarı kariyer benim için budur.
Fevkalade zaferlerim olmayabilir Fakat Sağ çıkmayı başardığım korkunç yenilgilerim var benim
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
En az yaptığımız şey ise sadece kendimizle ve kendimize yeterek yaşamaktır. Şuna dikkat edin: ..... göçmen, yurtdışında nadiren özgür ve bağımsız bir faaliyet alanı, başarı ya da başarısızlık riskleri yüksek olan kendi hesabına bir iş, ya da bireyselliğini geniş ölçüde geliştirebileceği bir ortam arar. Bağımsızlığın risklerine ve tehlikelerine boyun eğmeyi tercih eder; yol almak için zaten açılmış patikaları seçer; belirsizlik korkusuyla maaşa boyun eğer; kendi yolunu bulamadığı bilinciyle işverenin kucağına atılır. Bütün bunlar, büyük kolonileştirme girişimlerine yönelik yetersiz kapasitesinin belirtileridir. Eğer tesadüfen kendi başına kalırsa, devletten koruma istemeye başlar. Devletten kendisini desteklemesini, geçimini sağlamasını, hatta yaşamayı öğretmesini ister; ve devletin himayesi onu kucaklamazsa, çoğu zaman cesareti kırılır ve kendini yitirir, çünkü aslında atılmaya kalkıştığı maceralara ne karakteren ne de eğitim olarak hazırdır. (1)
Alıntı
eğer bir şey insana huzur yerine sürekli acı veriyorsa, o şey nasıl "yüce ve iyi" bir şey olabilir? Dolayısıyla, her şeyin farkında olmak ve hayatı en yüksek perdeden hissetmek, insanı mutlu eden bir başarı değil; aksine onu tüketen, varoluşun en acı verici, en kötü biçimidir.
Sanat ve Anlam Arayışı
Çocukluğumuzdan itibaren bize hedef koymak öğretilir. İyi notlar alırsak, istediğimiz bölümü kazanırsak, iyi bir işe girersek ya da uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir şeyi başarırsak mutlu olacağımız söylenir. Bu yüzden hayatın önemli bir kısmı bir sonraki hedefe doğru yürüyerek geçer. Bir sınava hazırlanırız, bir ev almak için yıllarca para biriktiririz, çocuklarımız için hayaller kurarız. Hedeflerin şekli değişir ama verdikleri vaat pek değişmez. Bir gün her şey biraz daha yerine oturacaktır. Bu inanç bütünüyle yanlış değildir. Uzun zamandır beklenen bir haber geldiğinde, yıllarca emek verilen bir iş sonuçlandığında ya da büyük bir özlem sona erdiğinde hissedilen sevinç gerçektir. Yalnız bazen insanı şaşırtan başka bir şey olur. Ulaşılması gereken şeye ulaşılsa da, ulaşılmasa da, hatta görünürde hiçbir sorun yokken bile içimizde açıklaması zor bir eksiklik hissedebiliriz. O eksiklik hissiyle ne yapacağımızı bilemeyiz. Kimi zaman yeni hedeflere yöneliriz, kimi zaman kendimizi daha yoğun çalışırken buluruz. Çünkü başımıza gelenleri yalnızca yaşamakla yetinmeyiz. Onları birbirine bağlamaya çalışırız. Tarif etmekte zorlandığımız duyguların kaynağı da çoğu zaman budur. Eksik olan şey her zaman yeni bir hedef değildir. Daha çok, yaşadıklarımızın nasıl bir bütünün parçası olduğunu görebilmektir. Mutluluk aradığımızı düşünürüz. Oysa çoğu zaman peşinde olduğumuz şey, yaşadığımız hayatın bir yere oturduğunu hissedebilmektir. Yerine oturmayan parça Aynı olay iki farklı kişinin hayatında bambaşka izler bırakabilir. Bir ayrılık birini yıllarca geçmişe bağlarken, başka biri için yeni bir başlangıca dönüşebilir. Bir başarı birinin yönünü değiştirirken, başka biri için kısa süreli bir sevinç olarak kalabilir. Başımıza gelenler kadar, onlara verdiğimiz anlamlar da kim
Makale|Yazı
Çalış çalış nereye kadar doktormu olacan başımıza diyenlere inat. ;)
Başarı