Yakın tarih Türkiye okumaları yaparken biraz da komşu ülkelere ve Türk soydaşlarımızın da tarihine bakmak lazım. Tarihi okurken, tarihi şekillendiren şahsiyetlerin, kahramanların, siyasetçilerin ve düşünürlerin de hayatını okumayı seviyorum. Çocukluğumda dedemden birçok kez Ebülfez Elçibey'i övdüğünü duymuştum. Oldum olası bilge, dürüst, çalışkan, cefakar, yaşadığı toplum için dertlenen, önderlik yapan, acılar çekmiş liderlere hayranlık duyarım. Aliya İzzetbegoviç, Şeyh Şamil, Şamil Basayev, Ebülfez Elçibey bu coğrafyada büyük mücadeleler vermiş, kendi toplumlarının özgürlük mücadelesinde büyük rol almış ve temellerini atmış kişiler.
Kızının yazdığı bu kısa ama dolu dolu biyografide onun aile hayatını, çocukluğunu, yetiştiği Azerbaycan'ı, eğitim hayatını ve siyasi mücadelesini okuyoruz. 1992 yılında seçimle işbaşına gelen ilk Cumhurbaşkanı oldu. 90.000 kişilik Rus ordusunu Azerbaycan topraklarından çıkardı. Azeri Türkçesini resmi dil yaptı. Modern, laik ve çağdaş kurumlar kurmaya başladı. Eğitim sistemini yatırım yaptı. Ekonomik kalkınma için Bakü-Ceyhan boru hattı projesini hayata geçirmeye çalıştı. Ebülfez Elçibey politikaları Rusya için ve bölgedeki dengeler için tehlike arz ediyordu. Bu yüzden bir darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanlığı Haydar Aliyev tarafından gasp edildi.
Halbuki Elçibey, yeni devleti kurarken şu cümleyi kurmuştu. "Öyle bir alt yapı oluşturulmalı ki, hem cumhurbaşkanını koruyabilsin hem de cumhurbaşkanı haddini aşıp diktatöre dönüşmek istediğinde onun önüne geçilebilsin. Bu hükümetin alfabesidir..." Aliyev hanedanlığının nasıl kurulduğunu şimdi daha iyi anlayabiliriz. Babadan oğula geçen bir sistem oluştu Azerbaycan'da. Muhalefet bastırıldı. Petrol gelirlerinden kaynaklı zenginleşen bir aile var. Maalesef buna benzer bir yapıyı Türkiye'de de