"Gerçekle yüzleşmediğimiz için tıkanır kalırız. Sorun olarak kabul etmediğimiz şeyleri değiştiremeyiz. Onun yerine, aynı yıkıcı davranışlara devam ederiz. Acı hissetmeden yaşamımızı sürdürme çabası içinde, bize acı veren şeyleri değiştirme şansımızı da kaybederiz."
"Kusurluluk şeması sizin kalıtımsal olarak eksik olduğunuz hissini içerir. Bir kişi sizi ne kadar daha derinden bilirse siz o kadar daha sevilmez olursunuz."
"Carlton farkında olmasa da, aslında o da öfkeli. Bu kadar uzun zamandır ihtiyaçlarını yok saymış olmaktan dolayı içten içe kendine kızıyor. Bu, onun çok küçük yaşlarda öğrendiği bir şey. Babası tam bir diktatör; diğerlerini kontrol edip hükümler vererek var oluyor. Her şey onun istediği gibi olmalı. Çocukken Carlton aynı fikirde olmayıp onunla tartıştığında babası onu tokatlıyor ve küçük görüyor. Anne tamamen pasif bir rolde. Çoğunlukla depresif; Carlton ona iyi hissettirmek için bakım verirken buluyor kendini. İhtiyaçlarının karşılanması için gidebileceği hiçbir yer yok."
" 'Yurtseverlik' sözcüğünü her andıklarında, aslında Allah'tan korkmadıklarını, kafalarındaki yurtseverlik kavramının yoksulun, zenginin toprağını, onların kendi topraklarını savunmak için ölmesi gerektiği anlamına geldiğini hemen anlardım, çünkü yoksulun toprağı yoktu."
"Sık sık cuma namazına gidip cemaatle oturan hükümdarların resimlerine rastlardım. Hükümdar süzülmüş gözlerinin arasından büyük bir küçümsemeyle, hakka ermiş gibi bakarak otururdu. Halkını aldattığı gibi, Allah’ını da aldatmaya çalıştığını görürdüm. Çevresinde, söylenen her şeye hayranlıkla kafa sallayan, kısık sesle dua eden, ellerini önlerinde kavuşturan, çevrelerinde olup biteni açıkgöz, kuşkulu, sinsi, saldırmaya hazır, aşağılık bir saldırganlık dolu gözlerle seyreden yüksek görevliler olurdu."