Ey Lâtif olan Sevgilim, Başımda tâcım. Ben bu günlerde sana, Enn çok sana muhtacım _deep
defalarca kaybetmek üzere olduğum aklım hâlâ başımda
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Haklı ve haksız kelimeleri -kavramları gereksiz değil elbet. Ancak geldiğim yerde -yaşta- haklı veya haksız olmayı umursamıyorum. Aklım başımda. Elbet ki haklı olmak isterim. Ancak haklı olmanın yanında mutlu da olmak istiyorum. Haklı ve mutlu olmak zor. Kolaylaşması ise daha az tartışma, riyasız bir sabır ve samimiyet kokan bir suskunlukla, fedakârlıkla mümkün. Ütopya değil, isterim ki bundan kelli "haklı" ve "haksız" kelimelerini bile kullanmayayım. Bu kelimelerin üzerinde niye bu kadar durduğuma gelince, en sevdiğim ve derinleştiğim insanlar -ki üçü beşi geçmez- ile hiç yaşamadığım bir duygu olmuştur haklı ve haksız olmak. Kiminle, nedeni ne olursa olsun, haklı haksız tartışmasına girmişsen duvarımdan bir taş eksildiğini görüyor ve üzülüyorum. Dönüp dolaşıp aynı şeyleri yazdığımın farkındayım. Günlüklerimin bir yerinde yine yazmıştım. Güzellik zorlayan, güzellik belirleyen, güzellik rahat vermeyendir. Güzellik dünyanın tepesine çıkıp oradan yeryüzüne bakmak gibidir. Sonra daha aşağılardan dünyaya bakar, yine keyif alır insan ancak içimizden bir seste kulağımıza fısıldar durur: Bu dağın bir tepesi de var. Hepimizin tepesi, hepimizin güzel kavramı, hepimizin sorgulama biçimi farklı. Hayır, murad ederek anlatalım fakat değiştirmeye çalışmayalım. Bize düşen bu farklı algı ve edinimlerimize rağmen bir arada adil, merhametli ve kardeşane yaşamaya çalışmaktır. Kalbimizin ne çok odası, açlığı ve epeyce bir saklısı var! Kimsenin kalbine dokunmaya çalışma adamım -dokunamazsın da zaten- çünkü kalpler Allah'ın elindedir. Bana düşen bildiğim şekliyle güzel söylemektir, sonrası beni ilgilendirmemeli.
Bubù (1971)
Kendi kendime diyordum ki: "Bir evin düzeni ve mutluluğu olan o ince şeyleri anlamayı bilecektir. Akşamları evimizde çalışırım. O dinlenirken dikiş diker ve ben de onu yanı başımda yanan küçük bir alev gibi hissederim." Bubu of Montparnasse Charles-Louis Philippe (Epup-Fr)
1000Kitap
Sonra zaman geçiyor ve fark edemeden tüm hayallerime karşılık, hayat kendi telaşını önüne koyuyor geleceğimin. Geçen şu zamanda, gerçekleşmese de zihinimde dönüp duran ihtimallere yenik düşüyorum. Yaşadıklarımdan değil de yaşanma ihtimali olandan hatıra biriktiriyorum durmadan.. Hafızamda hiç yürüyemediğim, kalbime uğrayıp da ömrüme uğramayan nasibe giden yollardan kalan izlere bakınca anlıyorum ama; vuslat, hem imkansız hem de uzanınca tutunabilecek kadar yanı başımda; etten kemikten bir menzil..
Siz yaralarınızı bugün neyle sarıyorsunuz?
Bir zamanlar yaralarımı yara bantlarıyla kapatmaya çalışırdım. Şimdi ise bir fincan kahve, birkaç sayfa kitap ve yanı başımda uyuyan bir kediyle sarıyorum kendimi. Bazı yaralar zamanla geçmez; ama iyi cümleler, güzel hikâyeler ve huzur veren anlar onlarla yaşamayı öğretir.
1000Kitap