‘’ Dünya çoktan ölmüş! diye açıklamıştı bana…’’ Bizler yalnızca onun üzerindeki kurtçuklarız, o boktan koca cesedin üzerindeki kurtlar, ha bire onun bağırsaklarını kemirip duruyoruz, hem de yalnızca zehirli yerlerini...Biz bir boka yaramayız. Doğuştan çürümüşüz biz... İşte o kadar!’’
aşk dediğin sefaletin ta kendisidir ve yalnızca da bundan ibarettir, odur hep gelip ağzımızda yalana dönüşen, dibi tutmaz, bu kadar işte. Giremediği yer yoktur o namuzsuzun, o sefaletini asla uyandırmamak gerek, şakacıktan bile. Şaka kaldırmaz o.
‘’ Oysa olup biteni şimdiye kadar anlamış olmamız gerekirdi. Çağların ötesinden gelen bir sürü gereksiz canlı ardı arkası kesilmeyen dalgalar halinde gelip önümüzde ölüverirler hep, oysa biz yine de, öylesine bakıp, bir şeyler bekler dururuz… Ölmüşüzdür aslında ama bunu bile düşünmekten acizizdir.’’
‘’Tüm düşünceler er geç ölüme vardığına göre, öyle bir an gelecektir ki, artık o sinemasında kendisiyle birlikte ölümden başka hiçbir şey göremez olacaktır.’’