İnsanla insanı bağlayan yegâne şey sevmekten başkası değildi; ne olursa olsun, bir insanı eskimeyen, durduğu yerde kıymetlenen, olanı biteni unutturan bir sevgiyle sevebilmek varabileceğin en üst mertebesiydi bu işlerin.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İki gün öncesinde birbirinin fotoğrafını aşk sözleriyle paylaşıp bağlılık yemini edenler, iki gün sonrasında aynı cümleleri başkası için kolaylıkla kurabilmekteler. Özellikle sosyal medya, aşk ve dostluk kavramlarına farklı bir boyut ve naylondan bir anlam kazandırdı.
Bir diğer rivayette de şöyle buyrulmuştur:
"Melekler bulutlara kadar inerler. Gökte hükme bağlanmış olan konuyu zikrederler. Şeytan da kulak hırsızlığı yaparak bu konuşulanları dinler. Sonra da kâhinlere ilham eder. Kâhinler de bu duyduklarının yanına kendilerinden uydurdukları yüz yalan eklerler."⁷²
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bu hadislerinde kâhinlerin ve müneccimlerin gaybı bilemediklerini; ancak gökte konuşulanlara kulak hırsızlığı yaparak bunları dostları olan kâhin ve müneccimlere ulaştıran şeytanlarla irtibat kurduklarını ve bu sözlere kendilerinden yüzlerce yalan ilave ettiklerini beyan etmiştir.
Şeytanın kulak hırsızlığı sonucu edindiği bilgi gerçekleştiğinde, bu kâhine gidip gelenler onun gaybı bildiğini yahut vahiy alan salih bir kul olduğunu sanmaktadırlar. Dolayısıyla da söylediği her şeyi tasdik etmektedirler.
Ne emrederse itaat etmekte; kendilerinden para, giysi, yiyecek, Allah'tan başkası adına kesilecek kurban vb. ne isterse hemen yerine getirmektedirler. Kâhin ve müneccimler, bu uygulamalarıyla insanları ellerinden tutarak isyan ve şirk vadilerine sürüklemektedirler.
Muttefekun aleyh. (Buhâri, K. Bed'u'l-Halk, no: 3288; Muslim, K. Selam, no: 2228 - çev.-)·Kitabı okuyor
Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum.
Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, bana göz kırpıyordu. İncirlerden biri, eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı; bir başkası ünlü bir şair, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee, öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika, biri Constantin, Socrates, Atilla ve garip adları, değişik meseleleri olan bir yığın aşık, bir başkasıysa Olimpiyat şampiyonu bir kadındı, ve bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım bir sürü incir daha vardı.
Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum, incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. İncirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa; ayaklarımın dibine düşüyorlardı.