“Korkunç bir yazı şekli var, bu birincisi; ikincisi, eski diller öğretmeni onun yazılarından şikayetçi. Ben Karl’da çok yanlış ve kendisine zarar verecek alışkanlıklar gördüm. Düşüncelerine gereğinden fazla anlam yüklüyor, kavramların içeriğini araştırıp onlara yan anlamlar katıyor. Bence düşünmeyi bulanıklaştıran en önemli etkenlerden birisi. Not ortalamasının beşi geçeceğini hiç sanmıyorum.”
İntikamcı Yahudi Tanrısı’nın kendilerini takip edip cezalandıracağından korkuyordu. On beş aylık bir tereddütten sonra, 1825 yılında Bayan Marx yeni dini kabul etti. Eski şüphelerinin inadına, eski Tanrı’dan hesap sorması için, yeni Tanrı’ya sığındı. Bayan Marx koyu bir Hıristiyan olmuştu. Çünkü Henriette dinsiz yaşayamıyordu ve anlamıştı ki aslında kiliseyle sinagog arasındaki fark çok küçüktü.
Heinrich gibi, Rousseau ve Voltaire’in öğrencisi olan biri için, Yehova ve İsa arasında hiçbir fark yoktu. Bir filozof beynine sahip olan Heinrich, her iki dine de aynı ölçüde yabancıydı. Hıristiyan değildi, çünkü İsa’ya inanmıyordu; Musevi de değildi, çünkü Yehova’ya da inanmıyordu. Ama Heinrich bir Yahudiydi ve işe başlayabilmek için vaftiz belgesine ihtiyacı vardı.