• 1 Muharrem 1448 • "Muharrem başlangıçtır, hicrettir, berekettir, kendine dönmektir. Yeniden başlamak için bir vesiledir."
Son 2 bütüm kaldı sonra gürül gürül kitap okuyacağım arkadaşlar takipte kalın
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kaygılı bir insansan sana verebileceğim en gerçek tavsiye şu olurdu: Hayatı gözünde biraz küçültmeyi öğren. Çünkü insanı en çok yoran şey, yaşadığı olaylar değil; onlara yüklediği anlamlar oluyor bazen. Bir görüşmeye giderken sanki bütün geleceğin o odanın içindeymiş gibi davranma. Bir insanla tanışırken onu kaderinin son durağı sanma. Yeni bir şeye başlarken daha başlamadan “ya olmazsa” diye kendini tüketme. Çünkü zihnin sürekli her şeyi “ya kazanırım ya kaybederim” noktasına taşıdığında, en basit şey bile ağır gelmeye başlıyor. Oysa hayat bazen sadece yaşanması gereken anlardan ibaret. Her şey büyük bir kırılma noktası olmak zorunda değil. Bazı insanlar geçer, bazı yollar kapanır, bazı şeyler istediğin gibi olmaz… ve buna rağmen hayat devam eder. Kendine biraz izin ver. Her konuşmayı bir sınav, her hatayı bir felaket, her vedayı dünyanın sonu gibi görmeyi bırak. Çünkü insan en çok da sürekli tetikte yaşamaktan yoruluyor. Sürekli güçlü durmaya çalışmaktan, sürekli doğru kararı vermeye uğraşmaktan, sürekli kontrol etmeye çalışmaktan… Halbuki bazı şeyler akışına bırakılınca güzelleşiyor. Bir işe sadece deneyim olsun diye başlamak, bir yere sadece görmek için gitmek, bir insanı sadece tanımak için dinlemek… Bunlar sandığından daha huzurlu şeyler. Ve şunu unutma: Rahatlayan bir zihin, korkan bir zihinden her zaman daha doğru düşünür. Çünkü insan sakin olduğunda hayatla savaşmayı bırakır; yaşamayı öğrenir.
Duygular
Yaşamak Cahit Zarifoğlu Neden diye sormayın hemen. Onu ben kendi kendime de açıklayabilmiş değilim henüz. Kişinin ihtiyaç duyunca aramasının binlerce çeşidi olmalı.Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak, arayacağımız yer bellidir. Bakınırız ve onun işaretlerini tanımakta güçlük çekmeyiz.Sıkıntı kollarını göğsümde kavuşturmuş. Soluk alırken, genişleyip daralan kaburgalarım, zamanın boşuna ve nedensiz geçtiğini biliyor.Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum.Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğumda söylenemez zaten. Buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felâket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.Hiç beklemiyordum, birden kadın bana çevirdi bakışını. Tanrım ne büyük bir merak içindeydi bu bakış. Durmadan sormaktaydı. Hayattan ne beklediğimi sormaktaydı...Günü birlik yaşama içinde elde edilebilen sayısız imkanlar kaçırmıştı.Bu durumda ona bakmak zordu. Huzursuz kımıldayarak ondan kurtulmaya çalıştım. Fakat bakışımı tutmuştu, ondan ayrılamıyordum, tanışmıştık bir kere. Tekrar karşılaştığımız takrirde, sorularını, ikinci kez tekrarladığını bilerek, düşündü mü der gibi, başkalarının öğrenmelerine duyulan güvensizlikle, yine alay ederek tekrarliyacağını düşünüyordum. Fakat umulmadık bir anda başka, herhangi bir şeyle ilgilenmeye başladı... Birden sahipsiz kalmıştım. Bakışım, yere paralel durmak zorunda bulunan, fakat içindeki sertlik süratle yumuşayan bir bakır tel gibi eğiliyordu boyuna. Durumun saçmalığını kavrayıncaya kadar bir an bocaladım. Bu belki de devam edecekti ama, seni hissettim. Evet, bakıyordun, yanılmamıştım...Bunu hissetmemden ne kadar önce başlamıştım bilmiyorum ama, bakışlarımız karşılaşınca kaçtın, önüne döndün...ve dönmen
Her hikaye mutlu sonla bitseydi yeniden başlamak için sebebimiz olmazdı..
İBDA'yı Okumaya Nereden Başlamalıyım?
“İBDA’yı okumaya nereden başlamalıyım?” Bu soruya genellikle dilin ağırlığı, eserlerin zorluğu veya hangi kitabın daha kolay anlaşılacağı açısından cevap aranır. Elbette bunlar bütünüyle önemsiz değildir. Çünkü İBDA dili ilk temas eden okuyucuya ağır gelebilir; kavramlar yoğun, cümleler girift, göndermeler geniş, meseleler sembollerle iç içedir. Fakat soruyu soranın öğrenmek istediği şey çoğu zaman yalnız bu değildir. O, aslında şunu sormaktadır: İBDA’nın vermek istediği ilk ders nedir? İBDA nasıl okunmalı? İBDA’yı nasıl doğru anlayabilirim? Buna karşılık, İBDA Külliyatı’nı okuyup anlama meselesi de yalnızca “şu kitaptan başla, sonra bunu oku, ardından buna geç” şeklinde liste sırasıyla çözülecek bir mesele değildir. Çünkü İBDA’nın da okuyucusundan talepleri vardır. Başlangıçta ilk öğrenilmesi gereken şey, kitap isimlerinden önce okuma tavrıdır. İBDA, roman gibi tüketilecek, akademik makale gibi fişlenecek, ideolojik broşür gibi ezberlenecek, tasavvuf risalesi gibi sadece zevk edilecek bir külliyat değildir. Çünkü İBDA okumak, malûmat toplamak değildir. İBDA okumak, düşüncenin merkezini değiştirmek, kavramlar arasındaki nisbeti görmek, meselelere İslâm’a muhatap anlayış zaviyesinden bakmayı öğrenmektir. İBDA okumak, bir dilin içine girmek, kavramların birbirine nasıl bağlandığını görmek, aynı meselenin farklı eserlerde nasıl yeniden açıldığını takip etmek, her kitabı kendi mevzuu içinde okurken bütünle irtibatını kaçırmamaktır. Külliyatın zorluğu da, bereketi de buradadır. Bu külliyata hangi kitaptan başlanacağı kadar, hangi tavırla başlanacağı da önemlidir. Hattâ daha doğru söylersek, tavır yanlışsa doğru kitaptan başlamak bile okuyucuyu doğru yere götürmeyebilir. **Bu yüzden meseleye “önce en kolay, en akıcı kitabı okuyun” diye cevap vermek
Tefekkürât