"Geçmiş Gran Cavallo gibidir; Gran Cavallo'yu düzeltemezsin ,değil mi ? Yani,elbette kim atın geri kalanını çizmeyi ve belki atın çevresine biraz gökyüzü eklemeyi hayal etmez ki . Ama o zaman tablonun değeri ne olurdu ? Sıfır . O halde olduğu gibi . Kusurlu,bitmemiş ,sonsuza dek . Sadece devam etmek ,ona öyle olmasa bile şaheser deyip yeni bir tabloya başlamak gerekiyor .."
Şimdiye kadar intihar, yalnızca toplumsal bir olay olarak ele alınmıştır. Buradaysa, tam tersine, bireysel düşünceyle intihar arasındaki ilişki söz konusu. Böyle bir eylem, yüreğin sessizliğinde, tıpkı büyük bir yapıt gibi hazırlanır. İnsan kendi de bilmez bunu. Bir akşam tetiğe basar ya da kendini sulara bırakır. Bir gün bana intihar etmiş bir emlak yöneticisinden söz ederken, beş yıl önce kızını yitirdiğini, o zamandan beri çok değiştiğini, bu olayın onu “için için yediğini” söylemişlerdi. Bundan daha uygun bir sözcük bulunamaz. Düşünmeye başlamak, için için yenmeye başlamaktır. Bu başlangıçta, toplumun fazla bir etkisi yoktur. Kurt, insanın yüreğindedir. Yürekte aramak gerekir onu.