ggio

ggio
@basquia
kaç çocuk yazgınızı okur bir ömür, kaç anne doğurur sizi, kaç anne rüyanızı ölür
"Yaşıyorum," dedi delikanlıya, "aysız ve kamp ateşsiz bir gece," hurma yerken. "Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bu gün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın. O zaman hayat bir bayram bir şenlik olacak; çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur."
Sayfa 106
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
YAKARIŞ Gözlerindeki kederi öperim Alın kırışığında kanat çırpan sevgiyi Öyle yıkık durma ne olur Akşama düşen gün gibi. O büyük sırrını öperim Bir hazine gibi üstüne titrediğin İçindeki güneşini duygularının Geceye düşen o çiy tanelerini... Sesini öperim çocuk Yüreğinin, kirpiklerinden sızan O dilsiz ince türküsünü Öyle mahzun durma ne olur. Gülüşünün aylasıyla büyülü O derin göllerini gamzelerinin İçinde ömrümün yudum yudum yunduğu O en temiz yerlerini öperim. Seni bana getirdikçe güzel Götürdükçe nasıl da acımasız ve soğuk Adımlarını öperim çocuk Öyle uzak durma ne olur.
Sayfa 184·Kitabı okudu
SİTEM Eğer şiir bağışlanma değilse O zaman hiçbir yerden medet ummamalı Kavafis Ben ona, sıkıntılı güz günleri içinde Yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim Kırmak istememiştim duygu filizlerini. Büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu Rüzgârımı olanca yumuşaklığı ile salmıştım üzerine İncinmesin diye tek, acıyı bile tersyüz eden İncelikli bir gülümsemeyle yüzümde. Ben ona, gittikçe soğuyan zamanlarda Sıcak bir sığınak olayım demiştim İnsanlar içinde üşüdükçe güvenle gelebileceği. Kuşların kanatları neden vardır? Bir insan neden ağlar geceleri yarı yaşına gelince? Bulutlar gökyüzünün yükü müdür süsü müdür? Tutsağı mıdır rüzgârın sevgilisi midir? Konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince Yanıtı olmayan sularda boğmak istememiştim. Ben ona, sabah olamasam da Dingin bir ikindiüstü olayım istemiştim O her şeyin usul usul durulduğu saatlerde Gelsin, yüzünde uçuk bir gülümsemeyle Yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına Serip üstüne yapraklarımın ağırlıksız yorganını
Sayfa 181·Kitabı okudu
Herkesin ömrü kendinin hem yanlışı hem doğrusudur Ve insan ölüme ancak anılarını götürür...
Sayfa 180·Kitabı okudu
KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ? Köylüleri niçin öldürmeliyiz? Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır Değişen bir dünyaya karşı Kerpiç duvarlar gibi katı Çakır dikenleri gibi susuz Kayıtsızca direnerek yaşarlar. Aptal, kaba ve kurnazdırlar. İnanarak ve kolayca yalan söylerler. Paraları olsa da Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır. Her şeyi hafife alır ve herkese söverler. Yağmuru, rüzgârı ve güneşi Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden Düşünemezler... Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek Topraklarını büyütmeye çalışırlar. Köylüleri niçin öldürmeliyiz? Çünkü onlar kadınlarını döverler Seslerinin tonu yumuşak değildir Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler. Gazete okumaz ve haksızlığa Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar. Adım başı pınar olsa da köylerinde Temiz giyinmez ve her zaman Bir karış sakalla gezerler.
Sayfa 166·Kitabı okudu