Onur Akkuş

Onur Akkuş
@bathory2
null
Afyon kocatepe üniversitesi
İstanbul
16 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Kafamı iki yana salladım. "Zorbalığa karşı koyuyorsun. Adaletsizliğe. Ama bunlar sadece belirtiler, evlat. Hepsinin asıl nedeni insani zaaf. Neden hâlâ sana yöntemlerinin hatalı olduğunu göstermeye çalıştığımı sanıyorsun?" "Çok şey söyledin, evet. Ama hiçbir şey göstermedin." Hayır, diye düşündüm. Çünkü gerçek benim ağzımdan çıktığında dinlemezsin, değil mi? Kendi kahramanından duyman gerekir. Washington'dan duymalısın.
Sayfa 374·Kitabı okudu
Reklam
"Ahh, zorbalık. Unutma, liderin George Washington o adamları hapishane gemisinden kurtarabilirdi, eğer o kadar önemseseydi. Ama o tutsak olan İngiliz askerleriyle yakalanmış Amerikan askerlerini takas etmek istemiyor ve bu yüzden Amerikan savaş esirleri Wallabout Körfezi'ndeki hapishane gemisinde çürümeye mahkûm edildi. İşbaşındaki kahramanın George Washington bu. Ancak devrim sona eriyor Connor ve bunun bazı adamları zengin ettiğinden emin olabilirsin. Köleler, fakirler, askerler - onlar yine çürümeye terk edilecekler."
Sayfa 372·Kitabı okudu
"Fransızlar her anlamda zayıf olduklarını fark ettiler," diyordu, "ve bu yüzden bu ormanlarda yaşayan vahşilerle müttefik oldular. Hayvanlardan çok az farkı olan bu vahşiler ağaçlarda uyurlar, kafatası toplar ve kendi ölülerini bile yerler. Merhamet onlar için çok kibar kaçar. Kimseye acımazlar." Kıkır kıkır gülsem mi gülmesem mi bilmiyordum. "Kendi ölülerini yerler." Gerçekten, hâlâ buna inanan birileri var mıydı? Subay da aynı şeyi düşünüyor gibi göründü. "Ama efendim," diye karşı çıktı, "bunlar sadece hikâye. Benim bildiğim yerliler o türden bir şey yapmazlar." Braddock at sırtında ona döndü. "Sen bana yalancı mı diyorsun?" diye kükredi. "Yanlış ifade ettim, efendim," dedi paralı asker, titreyerek. "Özür dilerim. Gerçekten, hizmet etmekten memnunum." "Etmiş olmaktan, demek istiyorsun," dedi kızgınlıkla Braddock. "Efendim?" dedi adam, korkmuş halde. "Hizmet etmiş olmaktan minnettarsın," diye tekrar etti Braddock, tabancasını çıkardı ve adamı vurdu. Subay atının üzerinden sırtüstü düştüğünde yüzünde kırmızı bir delik vardı, bedeni ormanın kav kurusu zeminine tok bir sesle çarptı. Bu sırada, tabancanın patlama sesi ağaçlardaki kuşları korkutup kaçırmıştı ve asker sırası ansızın hareket etmeyi kesti, saldırı altında olduklarına inanarak omuzlarından tüfeklerini indirip silahlarını çektiler. Bir süre tam alarm durumunda kaldılar, ta ki rahat pozisyona geçme emri ve usulca iletilmiş bir mesajın kelimeleri duyulana kadar: Az önce general bir subayı vurdu.
Sayfa 250·Kitabı okudu
"Her şey yolunda mı efendim?" Braddock derin bir nefes aldı. "Sadece anın tadını çıkarıyorum," diye cevapladı, sonra başka bir derin nefes aldı ve ekledi: "Şüphesiz çoğunuz neden bu kadar uzak batıya saldırdığımızı merak ediyordur. Buralar vahşi topraklar, henüz işlenmemiş ve yerleşilmemiş halde. Ama bu her zaman böyle olmayacak. Zamanla elimizdeki yetmeyecek ve o gün sandığınızdan daha yakın. Halkımızın büyümesi ve daha çok gelişmesi için bol imkânları olmasını garantiye almalıyız. Bu da daha fazla toprağa ihtiyacımız olduğu anlamına geliyor. Fransızlar bunu anladı ve böyle bir büyümeyi engellemeye çalıştılar. Onlar bölgemizin etrafından dolandı -kaleler diktiler ve ittifaklar kurdular- bizi inşa ettikleri darağacı ile boğacakları günü bekliyorlar. Bu gerçekleşmemeli. Boğazımızdaki ipi kesmeli ve onları geri püskürtmeliyiz. At sürmemizin nedeni bu. Onlara son bir şans sunmak: Fransızlar ya geri çekilecekler ya da ölecekler."
Sayfa 248·Kitabı okudu
Bir öğretmen olarak yeni görevimden ne kadar çok keyif aldığımı fark ettim. Çocukken babam tarafından eğitilmiştim ve sonra da Reginald tarafından. Onlarla olan buluşmalarımı hep dört gözle beklerdim -ilerlemek ve yeni bilgiler öğrenmek her zaman hoşuma giderdi- yasaklanmış bilgiler, kitaplarda bulamayacağınız türden.
Sayfa 198·Kitabı okudu
Reklam