“Sapkınlık daima otoritenin altını oymaya, ama bunu hiçbir zaman tamamlayamamaya yazgılıdır. Sapkın radikal edimi tamamlamayı ve otorite figürünü devirmeyi hiç başaramaz, çünkü sapkının keyfi bu otoriteyle mücadele etmekten doğar. Dolayısıyla sapkının eylediği, ama bu eylemi asla tamamlamadığı söylenebilir.” (Todd McGowan - Sahip Olmadığınız Şeyin Keyfini Sürmek)
The Dark Knight filmindeki Joker karakteri, bu tanım çerçevesinde tam anlamıyla sapkın bir figürdür. Joker’in amacı, düzenin temsilcisi olan Batman’i yok etmek ya da ortadan kaldırmak değildir. Aksine, onun tüm eylemleri, Batman’in varlığını gerekli kılar. Joker’in kendisi de bu ilişkiyi açıkça ifade eder: “You complete me/ Beni tamamlıyorsun.” Bu ifade, sapkının keyfini ve motivasyonunu tanımlar: Otoriteyle mücadele etmekten, onunla sürekli çatışma halinde olmaktan beslenir.
Joker, otoritenin altını oyar; yasaları, ahlakı, toplumsal sözleşmeyi istismar eder, ters yüz eder. Fakat asla yeni bir düzen kurmak ya da mevcut olanı bütünüyle ortadan kaldırmak istemez. Onun amacı anarşi yaratmak ve bundan faydalanmak değildir; anarşiyi sürekli hale getirmektir. Sapkının edimi tamamlanamaz çünkü tamamlanması, yani otoritenin devrilmesi, sapkının kendi varlık koşulunu da ortadan kaldırır. Joker’in varlığı, Batman’in varlığına sıkı sıkıya bağlıdır; o, yok etmek istemez, dönüştürmek de istemez, yalnızca eylemin kendisini daimi kılar.
Bu bağlamda Joker’in pozisyonu, yalnızca ahlaki ya da politik bir yozlaşmayı değil, aynı zamanda simgesel düzenin içinde sapkın bir arzu ekonomisini temsil eder. O, kötülüğü/şiddeti bir araç olarak seçmez, bir haz nesnesi olarak yaşar. Dolayısıyla Joker’in Batman’e göre konumu, yukarıda tanımlanan sapkının otoriteye göre konumuyla doğrudan örtüşür: sürekli olarak otoritenin sınırlarında